Bingöl’de miras hukukuyla ilgilenen avukatlar, aileler arasındaki en büyük huzursuzluğun mal kaçırma iddialarından kaynaklandığını söylüyor. Özellikle taşınmazların devri sırasında yapılan hatalar, mirasçıları yıllar süren dava süreçlerine sürüklüyor.
Miras paylaşımını sadece basit bir kağıt işi olarak görmek ciddi hak kayıplarına yol açabiliyor. Birçok vatandaş, tapu devri yapıldıktan sonra artık geri dönüşün olmadığını düşünüyor. Ancak hukuk sistemimiz, yapılan işlemin şeklinden ziyade arkasındaki gerçek niyeti sorguluyor.
TAPU DEVİRLERİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Avukat Murat Tuğa, en sık karşılaştıkları durumu şöyle özetliyor: Miras bırakan kişi sağlığındayken elindeki mülkü aslında bağışlamak istiyor ancak resmiyette bunu bir satış gibi gösteriyor. Mirasçılar da bu durumu fark ettiğinde mahkemeye giderek "mal kaçırıldı" iddiasıyla tapu iptal ve tescil davası açıyor.
Mahkemeler böyle bir davada sadece tapudaki satışa bakmıyor. Satış bedeli gerçekten ödendi mı, taraflar arasında ne kadar yakınlık var, mülk o günkü piyasa değerine mı satıldı gibi soruların yanıtını arıyor. Eğer işlemin bir "bağış" olduğu anlaşılırsa, mahkeme yapılan devri geçersiz kılabiliyor.
İŞ İŞTEN GEÇMEDEN ÖNLEM ALINMALI
Vatandaşların en büyük hatası, sorunlar patlak verdikten sonra hukuki destek aramaya başlamasıdır. Bir kez devir işlemi tamamlandığında, o mülkü geri almak veya hak iddia etmek çok daha karmaşık bir ispat sürecini beraberinde getiriyor. Banka kayıtları, tanık beyanları ve mali veriler davanın seyrini belirliyor.
Eğer miras konusunda bir huzursuzluk hissediyorsanız, süreç henüz başlamadan bir hukukçudan destek almanız şart. Standart bir çözüm yolu bulunmuyor; her ailenin durumu, her mülkün hikayesi ayrı ayrı değerlendirilmeyi hak ediyor. Unutmayın, tapu üzerinde şeklen doğru görünen bir işlem, mahkeme kararıyla bir anda bozulabiliyor.