Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nden Doç. Dr. Çetin Yeşilova ve uluslararası bir bilim ekibi, Van Gölü'nün gizemli mikrobiyalitlerinin oluşum sürecini mercek altına alıyor. Türkiye, İtalya, Polonya ve Çin'den beş farklı üniversitenin katılımıyla yürütülen bu kapsamlı çalışma, gölün jeolojik yapısını ve mikrobiyalitlerin temelindeki nanoküreciklerin kökenini aydınlatmayı hedefliyor. Mercan kayalıklarını andıran ve 40 metreye kadar ulaşan boyutlarıyla dünyanın en büyük mikrobiyalitlerine ev sahipliği yapan Van Gölü, bu projeyle bilim dünyasının odağı haline geliyor. Van YYÜ Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenen bu uluslararası iş birliği, gölün evrimine dair önemli veriler sunmayı amaçlıyor.

Detaylı analiz süreci başlıyor
Proje kapsamında uzmanlar, mikrobiyalitlerin oluşumunda kritik rol oynadığı düşünülen nanokürecikleri incelemek için ileri teknoloji yöntemlerini kullanacak. Araştırmacılar, gölden toplanacak 40 ila 50 arasındaki numune üzerinde taramalı elektron mikroskobu, mikro-Raman ve X-ışını kırınımı gibi çok sayıda gelişmiş görüntüleme ve kimyasal analiz tekniği uygulayacak. İtalya'da gerçekleştirilecek bu analizler, mikrobiyalitlerin nasıl ve neden oluştuklarına dair bugüne kadar yanıtlanmamış birçok soruya ışık tutacak. Çalışmaların sadece mikrobiyalitlerin yapısını değil, aynı zamanda Van Gölü'nün jeolojik geçmişini de daha net bir şekilde ortaya koyması bekleniyor.

Örnek toplama çalışmaları sürüyor
Arazi çalışmaları 28 Eylül itibarıyla mikrobiyalitlerin en yoğun bulunduğu Ahlat, Adilcevaz ve Gevaş'ın Altınsaç bölgelerinde başlayacak. Bilim insanları, tekneyle göle açılarak dalış yapacak ve belirlenen noktalardan numuneleri özenle toplayacak. Örneklerin özelliklerini kaybetmemesi için araştırmacılar, toplanan parçaları bizzat İtalya'ya götürerek analiz sürecini yakından takip edecek. Daha önce Salda Gölü'nde de benzer çalışmalar yürüten ekip, bu tecrübelerini Van Gölü'nün jeolojik evrimini anlamak için kullanacak. Doç. Dr. Yeşilova, bu çalışmanın Van Gölü'nün oluşum koşullarını ve jeolojik evrimini anlamak adına büyük bir adım olduğunu vurguluyor. Proje sonunda elde edilecek veriler, gölün jeolojik tarihine dair bilimsel literatürde önemli bir boşluğu dolduracak.





