PKK’nin fesih ve silah bırakma kararını aldığı 12. Kongre’nin yıl dönümünde KCK yöneticileri tarafından yapılan değerlendirmede, geçen bir yıllık süreçte kendi taraflarının önemli adımlar attığı, ancak iktidar cephesinden aynı ölçüde karşılık görülmediği ifade edildi.
Fırat Haber Ajansı’nın aktardığına göre, Medya Savunma Alanları’nda “Apocu Hareket Yönetimi” adıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu ile KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta, sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Açıklamada, 5-7 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen 12. Kongre’nin yıl dönümünde bir araya gelindiği belirtilerek, PKK’nin feshi ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sonlandırılması kararının üzerinden bir yıl geçtiği hatırlatıldı. Bu süreçte, Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” çerçevesinde hem hareket hem de devlet açısından yaşanan gelişmelerin ele alındığı ifade edildi.

Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısında PKK’nin ortaya çıkış koşullarını değerlendirdiği ve 50 yıllık süreç sonunda örgütün feshedilmesi ile silahlı mücadelenin sona erdirilmesi yönünde çağrıda bulunduğu belirtilen açıklamada, bu çağrının ardından 1 Mart’ta tek taraflı ateşkes ilan edildiği kaydedildi.
Bu çağrı sonrasında birçok kesimin PKK’nin bu karara uymayacağını öne sürdüğü, ancak örgütün kısa sürede kongresini toplayarak Öcalan’ın çağrısına tereddütsüz uyduğu ve fesih ile silahlı mücadelenin sonlandırılması yönünde karar aldığı ifade edildi. Ayrıca bu kararların hayata geçirilmesinde Öcalan’ın belirleyici rol üstleneceğinin altı çizildi.
Açıklamada, Öcalan’ın 1993’ten bu yana birçok kez tek taraflı ateşkes ilan ederek Kürt sorununun demokratik yollarla çözümüne zemin hazırlamaya çalıştığı, ancak geçmişte devletin çözüm politikası geliştirmemesi nedeniyle bu girişimlerin sonuçsuz kaldığı ifade edildi. 22 Ekim 2024’te Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrıya ise devlet içinde çözüm iradesi oluşabileceği düşüncesiyle olumlu yanıt verildiği belirtildi.

Özgürlük Hareketi’nin, fesih ve silahlı mücadelenin sona erdirilmesi gibi radikal kararları Öcalan’ın çözüm gücüne olan inançla aldığı kaydedilen açıklamada, bu adımların demokratik çözümün önünü açabilecek nitelikte olduğu vurgulandı. 11 Temmuz 2025’te Besê Hozat’ın da aralarında bulunduğu bir grubun silahlarını yakmasının, sürece bağlılığın göstergesi olduğu ifade edildi.
Ayrıca Türkiye sınırları içindeki silahlı güçlerin sınır dışına çekildiği, bazı mevzilerin boşaltıldığı ve daha önce alıkonulan MİT mensuplarının teslim edildiği bilgisi paylaşıldı. Bu adımların, demokratik çözüm için gerekli siyasi ve hukuki düzenlemelerin yapılmasını teşvik etmek amacıyla atıldığı belirtildi.
Ancak açıklamada, geçen sürede bu yönde somut adımların sınırlı kaldığı, kamuoyunun hazırlanması konusunda yeterli çabanın gösterilmediği ve iktidara yakın çevrelerin olumsuz söylemlerinin süreci zorlaştırdığı ifade edildi. Meclis’te kurulan komisyon olumlu bir adım olarak değerlendirilse de, çalışmaların yavaş ilerlediği ve önerilerin hayata geçirilmediği dile getirildi.
“Öcalan Resmi Muhatap Olmalı”
Açıklamada, sürecin başlatıcısı ve yürütücüsü olarak görülen Abdullah Öcalan’ın resmi muhatap olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulandı. Statüsünün netleşmesi ve yasal bir zeminde farklı kesimlerle görüşebilmesinin, çözüm sürecinin ilerlemesi açısından kritik olduğu ifade edildi.
Öcalan’ın mevcut koşullarda sınırlı görüşmelerle süreci sağlıklı biçimde yürütemeyeceği belirtilirken, statüsünün belirlenmesinin hem kamuoyu güveni hem de sürecin ilerlemesi açısından belirleyici olacağı kaydedildi.
Yasal Düzenleme Vurgusu
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerleyebilmesi için yasal ve siyasi adımların atılmasının zorunlu olduğu ifade edilen açıklamada, silahların tamamen bırakılması ve demokratik siyasete geçişin bu düzenlemelere bağlı olduğu belirtildi. Bu nedenle, gerekli hukuki zeminin oluşturulmasının sürecin en önemli aşamalarından biri olduğu dile getirildi.
Açıklamanın sonunda, PKK’nin feshi ve silahlı mücadelenin sonlandırılması kararının ardından sürecin Öcalan tarafından yürütülmesinin benimsendiği hatırlatılarak, bundan sonraki aşamada Öcalan’ın statüsünün netleştirilmesi ve gerekli yasal adımların atılmasının beklendiği ifade edildi.