Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma, aradan geçen yıllara rağmen gündemdeki yerini koruyor. Munzur Üniversitesi çevresinde ortaya atılan yeni iddialar, sürecin seyrine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
“Sessizlik bir tercih mi?”
Soruşturma sürecinde üniversite yönetiminin sınırlı açıklamalar yapması ve çoğu zaman sessiz kalması eleştiri konusu oldu. Üniversite çalışanları, bu sessizliğin bilinçli bir tercih olabileceğini öne sürüyor.
Çalışanlar, özellikle kadın öğrencilerin güvenliği, mobbing iddiaları ve şikâyetlerin ilgili kurumlara ulaşıp ulaşmadığına dair soruların yanıtlanması gerektiğini ifade ediyor.
Ciddi iddialar gündemde
Üniversite çalışanlarının iddialarına göre, bazı kişilerin korunup kollandığı ve üniversite içinde belirli yapıların etkili olduğu ileri sürülüyor. Bu iddialar, kamuoyunda tartışmaları derinleştirirken, yetkililerden net bir açıklama beklentisi artıyor.
“YÖK neden adım atmıyor?”
Üniversite yönetimine yönelik eleştiriler arasında, rektör hakkında Meclis’te verilen soru önergelerine rağmen YÖK tarafından herhangi bir adım atılmadığı iddiası da yer aldı.
Çalışanlar, üniversitelerde güven ortamının sağlanması için daha şeffaf ve etkin bir yönetim anlayışı gerektiğini vurguladı.
Kamera kayıtları tartışması yeniden gündemde
Dosyanın avukatlarından Ali Çimen, soruşturmadaki en kritik başlıklardan birinin kamera kayıtları olduğunu belirtti.
Çimen, “Tüm kenti gören K tipi kamera görüntülerini kim soruşturma dışı bıraktı? Bu kayıtlar kim tarafından silindi?” sorularını gündeme taşıdı.
Delil karartma şüphesi
Soruşturma kapsamında bazı şüpheliler, güvenlik kamerası kayıtlarına ilişkin delil karartma şüphesiyle gözaltına alınmış, ancak daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Yanıt bekleyen sorular artıyor
Gülistan Doku dosyasında aradan geçen zamana rağmen birçok sorunun hâlâ yanıt bulmaması, kamuoyundaki tepkileri artırıyor. Uzmanlara göre sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için tüm iddiaların şeffaf şekilde araştırılması gerekiyor.