11 Haziran 2026, Perşembe
Diyarbakır
Açık
30°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Amed TV | Kültür Sanat | Yasaklı dilden Altın Palmiye’ye: Cannes’da Kürt sineması

Yasaklı dilden Altın Palmiye’ye: Cannes’da Kürt sineması

Yasaklanan filmlerden cezaevinde yazılan senaryolara kadar uzanan Kürt sineması, Cannes Film Festivali’nde yıllar içinde dünya çapında görünürlük kazandı.

Yasaklanan filmlerden cezaevinde yazılan senaryolara kadar uzanan Kürt sineması, Cannes Film Festivali’nde yıllar içinde dünya çapında görünürlük kazandı.

Yasaklı dilden Altın Palmiye’ye: Cannes’da Kürt sineması
KAYNAK: dicletv.com

Yılmaz Güney öncülüğünde şekillenen Kürt sineması, uluslararası arenada en güçlü çıkışını Cannes Film Festivali’nde yaptı. 1970 yapımı Umut sansüre rağmen Cannes’da gösterilirken, asıl kırılma 1982’de yaşandı.

Yol, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye (Palme d'Or) kazanarak sinema tarihine geçti. Filmin yönetmenliğini Şerif Gören üstlense de senaryo ve yaratıcı süreç cezaevindeki Yılmaz Güney tarafından yürütüldü. Güney’in hapishaneden gönderdiği notlarla şekillenen film, daha sonra Avrupa’da tamamlandı.

Film, yalnızca politik atmosferiyle değil, Kürt kimliğine dair göndermeleri nedeniyle de uzun yıllar Türkiye’de yasaklı kaldı. Bugün hala “Yol”, Türkiye’den çıkmış tek Altın Palmiye sahibi film olma özelliğini koruyor.

2000’lerde yeni kuşak Cannes’a taşındı

2000’li yıllarla birlikte Kürt sineması, İran ve Irak Kürdistanı’ndan gelen yönetmenlerle birlikte Cannes’da daha görünür hale geldi.

Bahman Ghobadi, 2000 yılında çektiği Sarhoş Atların Zamanı ile Cannes’da Caméra d'Or ödülünü kazandı. Yapım, İran’da çekilen ilk Kürtçe uzun metraj film olarak kayda geçti.

Ardından Ghobadi’nin No One Knows About Persian Cats filmi de Cannes’da ödül aldı. İran’daki yeraltı müzik kültürünü anlatan yapım, ülkede baskılarla karşılaştı.

2005 yılında ise Hiner Saleem imzalı Kilometre Zero, Cannes resmi seçkisine kabul edilen ilk Irak-Kürdistan yapımı film oldu. Filmde Belçim Bilgin ve Nazmi Kırık rol aldı.

Diyarbakır Cezaevi hikayesi Altın Palmiye getirdi

Türkiye merkezli Kürt hikayelerinin Cannes’daki en dikkat çekici dönüşlerinden biri ise 2012’de yaşandı.

Rezan Yeşilbaş imzalı Sessiz, Cannes Film Festivali’nde Kısa Film Altın Palmiyesi kazandı.

Film, 1980’li yıllarda Diyarbakır Cezaevinde geçen bir görüşme hikâyesini anlatıyordu. Kürtçe dışında dil bilmeyen bir kadının cezaevindeki eşini ziyaret ettiği yapım, dil yasağı ve iletişimsizlik üzerinden Türkiye’nin yakın tarihine odaklandı.

Başrolde yer alan Belçim Bilgin böylece hem “Kilometre Zero” hem de “Sessiz” ile Cannes’daki iki önemli Kürt yapımında yer alan isimlerden biri oldu.

Cannes’da sadece filmler değil, bir hafıza da görünür oldu

Kürt sinemasının Cannes yolculuğunda ortak bir tema dikkat çekiyor: sansür, sürgün, cezaevi ve dil yasakları.

Yılmaz Güney’in hapishaneden yönettiği filmden, Bahman Ghobadi’nin baskılarla karşılaşan yapımlarına ve Rezan Yeşilbaş’ın dil yasağını anlatan kısa filmine kadar uzanan süreç, Cannes’daki Kürt sinemasını yalnızca sanatsal bir başarı hikayesi olmaktan çıkarıyor.

Bugün Cannes kırmızı halısında yürüyen Kürt sinemacıların arkasında, yarım asrı aşan kültürel ve politik bir mücadele hafızası bulunuyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız