Abdullah Öcalan, Londra’da düzenlenen Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı’na gönderdiği mesajda, Türkiye’de yürütülen sürecin kalıcı hale gelmesi için hukuki ve anayasal düzenlemeler yapılması gerektiğini savundu. Öcalan; yerel yönetimlerin yetkilerinin genişletilmesi ve silahlı mücadele yürütmüş kişilerin siyasi ve sivil yaşama katılımının önünün açılması çağrısında bulundu.
29-30 Eylül tarihlerinde Londra’da düzenlenen konferansta farklı ülkelerin barış ve çatışma çözümü deneyimleri ele alınırken, Türkiye’deki sürecin bölgesel ve uluslararası boyutları da tartışılıyor. Öcalan’ın mesajı konferansın açılışında okundu.
Öcalan’dan üç başlıkta düzenleme çağrısı
Öcalan, mesajında kalıcı bir süreç için öncelikle hukuki ve anayasal güvencelerin oluşturulması gerektiğini belirtti.
Bu kapsamda anayasal ve yasal düzenlemeler yapılmasını, demokratik toplumun tanınmasını, dil ve kültürün gelişiminin güvence altına alınmasını ve anayasal vatandaşlık ile özgür yurttaşlık başlıklarının düzenlenmesini istediğini ifade etti.
İkinci başlıkta yerel yönetimlerin yetkilerinin genişletilmesini gündeme getiren Öcalan, yerel demokrasi ağları ile kent ve mahalle meclislerinin demokratik sürecin unsurları olarak güçlendirilmesi gerektiğini savundu.
Üçüncü olarak ise silahlı mücadele yürütmüş kişilerin siyasi ve sivil yaşama dönüşünün önünün açılması gerektiğini belirtti. Öcalan, bu kişilerin demokratik siyaset içerisinde sorumluluk üstlenebilmesi gerektiğini ifade etti.
“PKK’nin tarihsel görevi tamamlandı”
Öcalan, mesajında PKK’nin kuruluş dönemine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Öcalan, örgütün Kürt varlığının tanınması konusunda tarihsel bir rol oynadığını savunarak, “2025 dünyasında Kürt halkı artık inkâr edilemez bir tarihsel olgudur” ifadesini kullandı.
PKK’nin feshedilmesini de değerlendiren Öcalan, bunun “bir bitiş veya teslimiyet değil, tarihin yeni bir aşamasına geçiş” olduğunu söyledi. Bu ifadeler, mesajında örgütün geçmişteki misyonuna ilişkin yaptığı değerlendirmeler kapsamında yer aldı.
“Artık silah kutsanmamalı, toplum inşa edilmelidir”
27 Şubat 2025’te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'na da değinen Öcalan, bundan sonraki aşamada demokratik siyasetin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Artık silah kutsanmamalı, toplum inşa edilmelidir” diyen Öcalan, silahlı çatışmadan sürdürülebilir barışa geçişin siyasi, hukuki, kurumsal ve toplumsal dönüşüm gerektirdiğini savundu.
Öcalan ayrıca, “Silahın susması bir başlangıçtır. Kalıcı olan, demokratik toplumun inşasıdır” ifadelerini kullandı.
“Entegrasyon asimilasyonun tersidir”
Öcalan, mesajında Kürtlerin Türkler, Farslar, Araplar ve bölgedeki diğer halklarla ilişkilerine de değindi.
Çözümün ayrışmada değil, demokratik entegrasyonda olduğunu savunan Öcalan, farklı kimliklerin varlığını koruyarak ortak bir demokratik yaşam kurulması gerektiğini belirtti.
“Entegrasyon asimilasyonun tersidir” diyen Öcalan, dil, kültür ve inanç farklılıklarının anayasal güvencelerle korunması gerektiğini savundu.
“Amaç ayrışmak değil, demokrasiyi birlikte inşa etmek”
Öcalan, Türkiye ve Ortadoğu açısından hedefin ayrışmak değil, demokratik bir yaşamı birlikte inşa etmek olması gerektiğini ifade etti.
Kalıcı barışın karşılıklı adımlar, hukuki güvenceler ve toplumsal katılımla mümkün olacağını savunan Öcalan; kadınların, azınlıkların, sivil toplumun ve medyanın da sürecin aktif özneleri olması gerektiğini söyledi.
Mesajının sonunda ise yeni dönemde esas hedefin devleti yıkmak değil, özgür bir toplum inşa etmek olduğunu ifade etti.