30 Eylül 2026, Çarşamba
Diyarbakır
Kapalı
27°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Amed TV | Muş | Muş üzümünün binlerce yıllık tarihi yolculuğu

Muş üzümünün binlerce yıllık tarihi yolculuğu

Muş'ta binlerce yıldır yetiştirilen ve Hititlere kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip üzüm çeşitleri, günümüzde yeniden keşfedilmeyi bekliyor.

Muş'ta binlerce yıldır yetiştirilen ve Hititlere kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip üzüm çeşitleri, günümüzde yeniden keşfedilmeyi bekliyor.

Muş üzümünün binlerce yıllık tarihi yolculuğu
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Muş topraklarında binlerce yıldır varlığını sürdüren üzüm çeşitleri, bölgenin tarımsal mirasının en önemli parçalarından biri olarak dikkat çekiyor. Geçmişi Hititler dönemine kadar uzanan bu kadim meyve, Urartular döneminde geliştirilen bağcılık teknikleriyle bölgenin en değerli ürünleri arasına girdi. Günümüzde sofralık tüketimin yanı sıra pekmez ve bastık yapımında da kullanılan bu üzümler, bölgeye özgü zengin bir çeşitliliğe sahip. Muş'un siyah üzümü olarak bilinen güz üzümü, öküz gözü, beyaz üzüm, zincir üzümü, vakas üzümü ve kaşmir üzümü gibi türler, sulu yapılarıyla öne çıkıyor. Tarihsel süreçte bölge dışına da gönderilen bu ürünler, Muş'un tarımsal kimliğini yüzyıllar boyunca şekillendirdi.

Tarihi kaynaklarda Muş bağları

Muş üzümü üzerine araştırmalar yapan yüksek lisans öğrencisi Serkan Gülesmer, bu üzümün tarihi yolculuğunun Hititler dönemine kadar uzandığını vurguluyor. Urartular döneminde bağcılığın daha da geliştirildiğini ve üzümleri korumaya yönelik yasaların çıkarıldığını belirten Gülesmer, bu durumun bölgedeki bağcılığın önemini kanıtladığını ifade ediyor. 17. yüzyılda bölgeyi ziyaret eden Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde Muş ve çevresindeki üzümlerin meşhur olduğunu ve bölge dışına ihraç edildiğini detaylıca anlatıyor. Osmanlı dönemine ait kayıtlarda ise Muş genelinde yaklaşık 24 bin bağın kayıtlı olduğu bilgisi yer alıyor. Bu rakam, bölgenin geçmişte ne kadar büyük bir bağcılık potansiyeline sahip olduğunu gözler önüne seriyor. Ancak zamanla yaşanan göçler ve nüfus hareketleri, bu geniş bağ alanlarının büyük bir kısmının kaybolmasına neden oldu.

Dünyaya yayılan Muş üzümü

Gülesmer, Muş üzümünün sadece yerel bir değer olmadığını, aynı zamanda uluslararası bir üne sahip olduğunu belirtiyor. Tehcir döneminde bölgeden ayrılan yabancı uyruklu vatandaşların, yanlarında götürdükleri üzüm çelikleriyle Muş üzümünü Fransa ve Amerika gibi farklı coğrafyalara taşıdığı biliniyor. Bu durum, orijinal Muş üzümünün dünyanın farklı noktalarında varlık göstermesine olanak sağladı. Günümüzde ise Muş'ta parmakla sayılabilecek kadar az bağ kalmış durumda. Mehmetcan, İncebel, Kale, Karaağaç, Mongok, Pamukluk ve Çiriş bağları, bölgede tarımsal üretimin devam ettiği nadir alanlar olarak öne çıkıyor. Bağ kültürünün unutulmaya yüz tuttuğunu ifade eden Gülesmer, bu kadim bitkinin korunması ve yeniden canlandırılması için Tarım ve Orman Bakanlığı'nın desteğine ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. Muş'un bu eşsiz tarımsal mirasının gelecek nesillere aktarılması, bölge ekonomisi ve kültürel değerlerin korunması açısından büyük önem taşıyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız