Muş'ta çay ocağı işleten Yılmaz Alak, soku taşında öğüttüğü kahveyi kumda pişirerek unutulmaya yüz tutmuş bir geleneği yeniden canlandırıyor. Modern teknolojinin hızına inat, geçmişin izlerini taşıyan bu yöntemle hazırlanan kahveler, hem yerel halkın hem de ziyaretçilerin büyük ilgisini çekiyor. Alak, bu özel hazırlık süreciyle sadece bir içecek sunmakla kalmıyor, aynı zamanda kültürel bir mirası gelecek kuşaklara taşımayı hedefliyor.
Geleneksel yöntemlerle kahve hazırlığı
Kahve hazırlama sürecinde ilk adım, soku taşı adı verilen geleneksel ekipmanın kullanımıyla başlıyor. Yılmaz Alak, kahve çekirdeklerini bu taşın içerisine yerleştirerek el gücüyle öğütme işlemini gerçekleştiriyor. Modern makinelerin aksine, bu yöntem kahvenin dokusunu ve aromasını korumasına yardımcı oluyor. Öğütme işlemi tamamlandıktan sonra kahve, kumda pişirilmek üzere özel ocaklara alınıyor. Kumun ısısı, kahvenin yavaş ve dengeli bir şekilde demlenmesini sağlayarak içime hazır hale getiriyor. Bu süreç, sadece bir pişirme yöntemi değil, aynı zamanda izleyenler için nostaljik bir görsel şölen sunuyor.
Kültürel mirası geleceğe taşıma çabası
İşletmeci Yılmaz Alak, teknolojinin getirdiği kolaylıkların geleneksel değerleri gölgede bıraktığını düşünüyor. Bu yüzden soku taşını tekrar gün yüzüne çıkararak büyüklerin kullandığı yöntemleri günümüze uyarlıyor. Özellikle genç nesiller, soku taşında kahve öğütme sürecini ilk kez gördüklerinde büyük bir şaşkınlık ve merak yaşıyor. Alak, bu ilginin kültürel değerlerin yaşatılması adına çok kıymetli olduğunu vurguluyor. Müşteriler, kumda pişirilen kahvenin tadının ve hazırlanışındaki emeğin çok farklı olduğunu belirterek uygulamadan memnuniyet duyuyor. Alak, bu kültürel mirası korumak için elinden geleni yapmaya devam edeceğini ve geleneksel yöntemleri yaşatmanın kendisi için bir sorumluluk olduğunu ifade ediyor. Geçmişle gelecek arasında bir köprü kuran bu uygulama, Muş'un yerel kültürüne de önemli bir katkı sağlıyor.