İtalya, Fransa, İngiltere ve Almanya, Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerinin durdurulması için ortak bir çağrıda bulunarak, bölgedeki şiddet olaylarının kabul edilemez boyutlara ulaştığını ilan etti.
Batı Şeria'da tırmanan gerilim, Avrupa'nın önde gelen dört başkentini harekete geçirdi. İtalya, Fransa, İngiltere ve Almanya, İsrail hükümetine yönelik yayımladıkları ortak bildiride, yerleşim politikalarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve bölgedeki istikrarı kökten sarstığını belirtti.
Yerleşimci şiddetinde rekor artış
Dört ülke tarafından yapılan açıklamada, özellikle yerleşimcilerin Filistinli sivillere yönelik saldırılarının "benzeri görülmemiş" bir düzeye ulaştığına dikkat çekildi. Avrupa ülkeleri, İsrail yönetiminden bu şiddet eylemlerinin faillerinin tespit edilerek yargılanmasını ve güvenlik güçlerinin bu süreçteki sorumluluklarının şeffaf bir şekilde soruşturulmasını talep etti. Bildiride, yerleşim yerlerinin idari yetkilerinin genişletilmesinin, Filistinlilerin topraklarından koparılmasına yönelik sistematik bir planın parçası olduğu vurgulandı.
Uluslararası hukuk ve iki devletli çözüm vurgusu
Avrupa bloğu, İsrail'in "E1" bölgesindeki inşaat projelerini uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak tanımladı. İsrail hükümeti içinden gelen toprak ilhakı ve zorunlu göç çağrılarını sert bir dille reddeden dört ülke, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ışığında iki devletli çözüm modeline olan bağlılıklarını yineledi.
Sistematik ayrımcılık ve artan saldırı bilançosu
Bölgedeki insani durumun vahameti, Birleşmiş Milletler'in raporlarına da yansıyor. BM İnsan Hakları Ofisi, Batı Şeria'daki uygulamaların sistematik bir ayrımcılığa ve apartheid rejimine dönüştüğü uyarısında bulunurken, Filistinlilerin temel hizmetlere erişiminin engellendiğini belgeledi.
Filistin Duvar ve Yerleşimle Mücadele Komisyonu'nun paylaştığı veriler ise sahadaki tablonun ne kadar karanlık olduğunu gözler önüne seriyor. Sadece mart ayı içerisinde bölgede 1800'ü aşkın saldırı kaydedilirken, yerleşimcilerin ve işgal güçlerinin eylemleri sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı her geçen gün artmaya devam ediyor. Avrupa'nın bu diplomatik hamlesinin, İsrail'in tartışmalı yerleşim politikaları üzerinde nasıl bir baskı oluşturacağı ise merak konusu.