Van İpekyolu’nda yaşayan 72 yaşındaki Muhittin Deniz, hayatını sadece 2 metrekarelik küçük bir dükkanda kazandığı el emeğiyle sürdürüyor. Çocuk yaşta başladığı ayakkabı tamirciliğinde 50 yılı deviren Deniz, bugün fabrikasyon ürünlerin yarattığı hızlı tüketim dünyasına karşı direniyor.
Eski usul tamirciliğin zorlukları
Geçmiş yıllarda kösele ayakkabılar tamir edilirken gösterilen özen bugün yerini dayanıksız malzemelere bıraktı. Deniz, eski ayakkabıların tabanlarını ve pençelerini tamamen kendi emeğiyle hazırladığını hatırlatıyor. Şimdiki ayakkabıların ise sadece birkaç hafta kullanılıp atıldığını, bu yüzden eski iş yoğunluğunun kalmadığını anlatıyor.
Severek yapınca ömür geçiyor
Mesleğinin zorluklarına rağmen işini severek yapmanın önemine dikkat çeken Deniz, dükkanını her sabah aynı heyecanla açıyor. Teknoloji el işçiliğini zorlaştırsa da o, gelen her ayakkabıyı titizlikle onarmaya devam ediyor. 10 kişilik ailesinin geçimini sağlayan emektar usta, mesleğini son nefesine kadar yaşatmakta kararlı.
Peki bu durum ayakkabı alışkanlıklarını nasıl değiştiriyor?
Eskiden bir ayakkabıyı yıllarca giymek mümkünken, artık piyasadaki çoğu ürün tek sezonluk üretiliyor. Muhittin usta gibi zanaatkarların azalması, aslında kaliteli eşyaya sahip olma şansımızı da elimizden alıyor. Gelecekte bu küçük tamirhaneler tamamen kapandığında, bozulan her eşyayı çöpe atmaktan başka çaremiz kalmayacak mı?