DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, gündemdeki çerçeve yasaya yönelik eleştirilere yanıt vererek, sürecin bir seçim stratejisi olmadığını, Türkiye’nin demokratikleşmesi için atılmış tarihi bir adım olduğunu vurguladı.
Halk TV ekranlarında gündemi değerlendiren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Türkiye’nin uzun yıllardır süregelen çatışmalı ortamdan kurtulması gerektiğini belirterek, çerçeve yasaya dair önemli mesajlar verdi. Hatimoğulları, söz konusu düzenlemenin bir siyasi partinin tekelinde olmadığını, aksine toplumsal bir ihtiyaçtan doğduğunu ifade etti.
Savaşın maliyeti topluma ağır geldi
Çatışmalı süreçlerin Türkiye ekonomisine ve toplumsal huzuruna verdiği zarara dikkat çeken Hatimoğulları, bugüne kadar bu meseleye harcanan 3 trilyon doların emekçiye, çiftçiye ve eğitime aktarılabileceğini belirtti. Barışın sadece bir siyasi tercih değil, ülkenin geleceği için zorunluluk olduğunu dile getiren Hatimoğulları, "Bu yasa AKP’nin değil, Türkiye’nin barış arayışıdır. 100 yıllık ezberleri bozmadan yeni bir dönem inşa edilemez" dedi.
Seçim hesabı değil, demokrasi meselesi
Sürecin bir seçim anlaşması olduğu yönündeki iddiaları kesin bir dille reddeden Hatimoğulları, atılan adımların Kürt sorununun hukuki ve siyasi zeminde çözülmesine yönelik olduğunu kaydetti. Hatimoğulları, "Yorganı sürekli kendine çekmeye çalışanlar er ya da geç kaybeder. Biz bu süreci bir demokrasi ve eşit yurttaşlık meselesi olarak görüyoruz. Silahların susması ve çözümün Meclis zeminine taşınması neden rahatsızlık yaratsın?" ifadelerini kullandı.
Güven inşası için şeffaflık şart
Yasanın uygulanma biçimine dair çekincelerini de paylaşan Hatimoğulları, sürecin başarısının güven inşasına bağlı olduğunu belirtti. Meclis bünyesinde kurulacak komisyonların ve güvenlik bürokrasisinin rolüne değinen Hatimoğulları, bir duvar ustasının tuğlaları özenle dizmesi gibi, bu sürecin de hakkaniyetle yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
Anayasa tartışmalarına sert tepki
Mevcut iktidarın Anayasa’yı uygulamadığını savunan Hatimoğulları, Kobane davası ve Gezi tutukluları üzerinden örnekler vererek hukuksuzlukların sürdüğünü belirtti. Demokratik bir anayasa için öncelikle "yol temizliği" yapılması gerektiğini ifade eden Hatimoğulları, kayyum uygulamalarının anayasaya aykırı olduğunu ve seçme-seçilme hakkını gasp ettiğini sözlerine ekledi. Hatimoğulları, mevcut atmosferde yeni bir anayasa yapmanın fiilen imkansız olduğunu belirterek, önceliğin hukukun üstünlüğü olması gerektiğini savundu.