TBMM'de bütçe maratonu devam ediyor. Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, bütçeye ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Faiz giderlerinden tarımsal desteklere, vergi adaletinden fon krizine kadar birçok konuya değinen Tanrıkulu, hükümetin ekonomi politikalarını eleştirirken kendi çözüm önerilerini de sıraladı.
BÜTÇE RANTIN DEĞİL, HALKIN OLMALIDIR! FAİZE AYRILAN KAYNAKLAR EĞİTİME, SAĞLIĞA VE HALKIN İHTİYAÇLARINA AYRILMALIDIR! 4 TRİLYON LİRALIK FAİZ YÜKÜNÜN BEDELİNİ NEDEN HALK ÖDÜYOR? Mecliste bütçe görüşmeleri devam ediyor. Bütçe hakkı, her yurttaşımızın en temel haklarından biridir ve tarihi yüzyıllara dayanmaktadır. Meclisin en önemli görevlerinden biri de bütçe yapmaktır. Yani gelirlerin nasıl toplanacağına, harcamaların hangi önceliklere göre yapılacağına karar vermek ve bütçeyi uygulayan hükümeti denetlemek. Meclisin bu üç temel fonksiyonu, yaptığı çalışmaların esasını oluşturmaktadır. Peki, biz ne öneriyoruz? Bu bütçede yaklaşık 4 trilyon lira faize gidiyor. Faiz giderleri, Millî Eğitim Bakanlığının bütçesinden de Sağlık Bakanlığının bütçesinden de çok daha fazla. Yani yurttaşlardan toplanan vergilerin çok büyük bir kısmı faize ayrılıyor. Bu son derece yanlış bir tercihtir. Bunun sorumlusu da 25 yıldır, çeyrek asırdır iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi'dir. Bizim önerimiz, faiz yerine kalkınmayı esas alan bir modelin benimsenmesidir. Üstelik bunun için gerekli kaynaklar bütçede vardır. Siyasal tercihlerinizi ranttan ve servetten yana değil; haktan, emekten, ezilenden ve yurttaştan yana kullanırsanız kaynakları bulabilirsiniz. 🔴 İkinci olarak, bu bütçede kamucu bir vergi reformu esas alınmalıdır. Servet vergilendirilmeli, dolaylı vergiler en aza indirilmelidir. Temel gıda ürünlerinden alınan KDV düşürülmelidir. Bunları gerçekleştirmek için gereken kaynaklar da bütçede, toplanan gelirlerde mevcuttur. 🔴 Üçüncü olarak, ücret ve aylıkların enflasyon karşısında erimesini önleyecek bir model oluşturulmalıdır. Daha en başından ücret ve maaş artışları buna göre düzenlenmeli, enflasyon yükseldikçe yurttaşların gelirlerinin erimesinin önüne geçilmelidir. Bu güvence, yeni bir kanuna ihtiyaç duyulmadan bütçe kanunuyla sağlanmalıdır. Emeklilerin, asgari ücretlilerin, işçilerin ve memurların ücretleri ve maaşları enflasyon karşısında erimemelidir. Yurttaşlar ocak ayında zam alıyor ancak daha dördüncü, altıncı ya da sekizinci ayda aldıkları maaş enflasyon karşısında değerini kaybediyor. Bunun mutlaka önüne geçilmelidir. Bir başka önemli konu da tarımsal desteklerdir. Yasaya göre tarımsal desteklerin gayrisafi millî hasılanın yüzde 1'i düzeyinde olması gerekiyor. Bu, çiftçilerimiz açısından aynı zamanda kazanılmış bir haktır. Ancak bugün bütçeden ayrılan pay binde seviyesindedir. Bu oranın yüzde 1'e çıkarılması için ilk adım atılmalıdır. Yüzde 1'e hemen ulaşılamıyorsa bile en azından binde 5 seviyesine yükseltilmelidir. Bunun da kaynakları bütçede vardır. Çiftçilerimizin bu şekilde ezilmesine artık son verilmelidir. Bir diğer önerimiz, bütçe hakkının yeniden tesis edilmesidir. Örneğin Cumhurbaşkanı'na bütçe tertipleri arasında yüzde 10'a kadar aktarma yetkisi verilmiştir. Bu yetki, Meclisin ve yurttaşların bütçe üzerindeki denetim hakkının devre dışı bırakılması anlamına gelmektedir. Elbette yürütmenin başı olarak Cumhurbaşkanı'nın belirli bir aktarma yetkisi olabilir. Son olarak, fon krizinin etkileri de devam ediyor. Bu etkilerin ne kadar süreceğini bugün için bilmiyoruz. Doğrudan zararın 20 milyar dolar, toplam etkinin ve maliyetin ise yaklaşık 114 milyar dolar olduğu ifade ediliyor. Adalet ve Kalkınma Partisi, 6 Şubat depremlerinin ardından yapılan çalışmaları ve yeniden inşa faaliyetlerini anlatırken maliyeti 100 milyar dolar olarak açıklamıştı. Maraş, Antakya, Adıyaman ve Malatya başta olmak üzere 10 ilimizde büyük bir yıkım yaşandı. Yeni yerleşimler kuruldu, binlerce konut yapıldı ve yapımı devam ediyor. Depremin bütçeye maliyeti de yaklaşık 100 milyar dolar olarak açıklandı. Bu nedenle fon kriziyle ilgili olarak Mecliste mutlaka bir araştırma komisyonu kurulmalıdır. Halkın parası, halkın bütçesine geri kazandırılmalıdır. Bunun için gerekli inceleme yapılmalı, sorumlular ortaya çıkarılmalı ve kamu kaynaklarının korunması sağlanmalıdır.
— Sezgin Tanrıkulu (@MSTanrikulu) October 30, 2026
FAİZ GİDERLERİ EĞİTİM VE SAĞLIĞI GEÇTİ
Meclis'te devam eden bütçe görüşmelerinde söz alan Sezgin Tanrıkulu, bütçenin gelir toplama, harcama önceliklerini belirleme ve hükümeti denetleme gibi temel fonksiyonlarına dikkat çekti. Bütçede yaklaşık 4 trilyon liranın faize gittiğini belirten Tanrıkulu, bu miktarın Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı bütçelerinden çok daha fazla olduğunu ifade etti. Tanrıkulu, "Yurttaşlardan toplanan vergilerin çok büyük bir kısmı faize ayrılıyor. Bu son derece yanlış bir tercihtir" dedi.
"FAİZ YERİNE KALKINMA"
Tanrıkulu, faiz yerine kalkınmayı esas alan bir modelin benimsenmesi gerektiğini savundu. Siyasal tercihlerin ranttan ve servetten yana değil; haktan, emekten ve yurttaştan yana kullanılması halinde kaynakların bulunabileceğini belirtti. Kamucu bir vergi reformunun şart olduğunu vurgulayan Tanrıkulu, servetin vergilendirilmesi, dolaylı vergilerin en aza indirilmesi ve temel gıda ürünlerinden alınan KDV'nin düşürülmesi çağrısında bulundu.
ÜCRETLER ENFLASYONA KARŞI KORUNMALI
Ücret ve aylıkların enflasyon karşısında erimesini önleyecek bir modele ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Tanrıkulu, emeklilerin, asgari ücretlilerin, işçilerin ve memurların gelirlerinin yıl içinde eridiğini söyledi. Bu güvencenin yeni bir kanuna ihtiyaç duyulmadan bütçe kanunuyla sağlanması gerektiğini belirtti.
ÇİFTÇİYE DESTEK BİNDE SEVİYESİNDE
Tarımsal desteklerin yasaya göre gayrisafi milli hasılanın yüzde 1'i düzeyinde olması gerektiğini hatırlatan Tanrıkulu, bugün bütçeden ayrılan payın binde seviyesinde kaldığını kaydetti. Çiftçilerin kazanılmış haklarının korunması gerektiğini belirten Tanrıkulu, "Yüzde 1'e hemen ulaşılamıyorsa bile en azından binde 5 seviyesine yükseltilmelidir. Çiftçilerimizin bu şekilde ezilmesine artık son verilmelidir" ifadelerini kullandı.
BÜTÇE HAKKI VE DENETİM VURGUSU
Bütçe hakkının yeniden tesis edilmesi gerektiğini savunan Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı'na bütçe tertipleri arasında yüzde 10'a kadar aktarma yetkisi verilmesini eleştirdi. Bu yetkinin Meclisin ve yurttaşların bütçe üzerindeki denetim hakkını devre dışı bıraktığını belirten Tanrıkulu, aktarma yetkisinin yüzde 2'ye düşürülmesi gerektiğini söyledi.
FON KRİZİ İÇİN ARAŞTIRMA KOMİSYONU ÇAĞRISI
Konuşmasında fon krizine de değinen Tanrıkulu, doğrudan zararın 20 milyar dolar, toplam etkinin ve maliyetin ise yaklaşık 114 milyar dolar olduğunun ifade edildiğini hatırlattı. Bu maliyetin 6 Şubat depremleri için açıklanan 100 milyar dolarlık maliyetin bile üzerinde olduğuna dikkat çeken Tanrıkulu, Meclis'te mutlaka bir araştırma komisyonu kurulması gerektiğini belirtti. Tanrıkulu, "Bu süreçten kimler rant elde etmişse; kim olursa olsun, hangi aileden, hangi siyasi çevreden ya da hangi ilişkiler ağından gelirse gelsin, kamu kaynaklarının hesabı sorulmalıdır. Halkın parası, halkın bütçesine geri kazandırılmalıdır" dedi.