Van'da kaybolduktan sonra cansız bedenine ulaşılan Rojin Kabaiş’in ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada, aile avukatı Abdurrahman Karabulut’tan dikkat çeken bir çıkış geldi. Karabulut, süreçteki eksikliklere işaret ederek, genç kızın üzerindeki kıyafetlerde DNA incelemesi yapılmadığını açıkladı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümü, kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya devam ediyor. Soruşturma dosyasını yakından takip eden Avukat Abdurrahman Karabulut, adli süreçteki ihmal iddialarını gündeme taşıdı. Karabulut, olayın aydınlatılması için kritik öneme sahip olan kıyafetlerin incelenmemesinin büyük bir soru işareti yarattığını belirtti.
Soruşturmada ihmal şüphesi
Avukat Karabulut, yaptığı açıklamada soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle Rojin’in üzerinde bulunan kıyafetlerin, olayın faili veya failleri hakkında ipucu taşıyabileceğini belirten Karabulut, bu delillerin henüz DNA analizine tabi tutulmamış olmasını "ciddi bir eksiklik" olarak nitelendirdi. Aile, kızlarının ölümündeki sır perdesinin aralanması için tüm delillerin titizlikle incelenmesini talep ediyor.
Adalet arayışı sürüyor
Rojin Kabaiş’in ailesi ve hukuk temsilcileri, soruşturmanın her aşamasının şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiğini savunuyor. Özellikle genç kızın kaybolduğu günden cansız bedeninin bulunduğu ana kadar geçen süredeki detayların, yapılacak yeni incelemelerle netleşmesi bekleniyor. Hukukçular, DNA örneklerinin alınması ve kıyafetler üzerindeki biyolojik kalıntıların analiz edilmesi durumunda, olayın seyrini değiştirecek bulgulara ulaşılabileceği görüşünde.
Trendyol'dan tartışmalı karar
Öte yandan, bölgedeki gelişmelerin yanı sıra dijital platformlarda da dikkat çeken bir olay yaşandı. Trendyol, "Pirtûka Kurdî" isimli mağazayı kapattığını duyurdu. Kürtçe yayın yapan kitap mağazasının faaliyetlerinin durdurulması, sosyal medyada tepkilere neden olurken, platformun bu kararı neden aldığına dair henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Diyarbakır ve bölge genelinde bu karar, kültürel yayıncılık üzerindeki baskı olarak yorumlanarak tartışmaları beraberinde getirdi.