Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü’nde geçmişin izlerini taşıyan 65 yıllık manuel dikiş makineleri, günümüzün yapay zeka destekli modern nakış teknolojileriyle yan yana çalışıyor. Atölye, hız ve geleneği aynı çatı altında buluşturarak bölgenin kültürel üretimini sürdürmeye devam ediyor.
Eskimeyen el emeği tutkusu
Enstitüde görev yapan ustalar, yeni nesil makinelerin üretim sürecini hızlandırdığını kabul ediyor. Ancak manuel makinelerin sunduğu işçilik kontrolü ve verdiği manevi his, ustalar için vazgeçilmez bir öneme sahip. 1998 mezunu Leyla Kıran, yeni makinelerin düğmeye basınca çalıştığını ancak manuel makinelerde kendi emeğinin ve zevkinin doğrudan ürüne işlendiğini belirtiyor. Kıran, elektrik kesilse dahi çalışabilen ve el, ayak, göz koordinasyonuyla yönetilen eski makineleri tercih ettiğini vurguluyor.
Teknoloji ve gelenek dengesi
Usta öğretici Kadriye Kasımoğlu ise teknolojik yeniliklere alışmaya çalıştıklarını ancak manuel tezgahların yerinin doldurulamayacağını ifade ediyor. Kasımoğlu'na göre, beden gücü ve el emeğiyle ortaya çıkan ürünler, seri üretimden çok daha farklı bir ruh taşıyor. Ustalar, modern makinelerin pratikliğini takdir etse de, geleneksel yöntemlerden gelen o özgün dokuyu korumak için eski makinelerin başından ayrılmıyor. Bu durum, atölyeyi hem verimli bir üretim merkezi hem de yaşayan bir müze haline getiriyor.