Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Antalya İl Örgütü tarafından, “Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları” kapsamında bir program düzenlendi. Etkinlik, Antalya’nın Kepez ilçesindeki Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Buluşmada konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, bölgesel siyaset, barış süreçleri ve uluslararası gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bakırhan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

(Meclis Komisyonu raporu) Raporun 6. ve 7. maddeleri aslında EMEP’in de CHP’ye bizim bileşen partilerimize kadar hepimizin yıllardır dile getirmiş olduğu talepler de girdi. AİHM kararları, AYM kararları doğuştan insanın hakkı olan hakları ve işte halkların haklarını gasp eden kayyımcı anlaşılan son bulmasından birçok meseleye kadar orada çok önemli başlıklar da vardı. Meclis raporunda bizim dikkat etmemiz gereken şudur; Bir Meclis'in raporu 100 yıllık meseleyi bir an da çözemez.

Ama 100 yıllık meselenin demokratik bir şekilde çözülmesi için rapor katkı sunabilir. İşte o rapor 100 yıllık bir meselenin çözümünde aslında bir bir basamaktır. O basamağı açtık. Şimdi Meclis'in raporunda belirtilen demokratik hak ve özgürlüklerin hayata geçmesi gerekiyor.

'AHMET TÜRK DÖNSÜN AMA SAYIN BÖCEK DE DÖNSÜN'

Demokratik siyasetin alanının açılması, Cumhuriyet Halk Partisi'nin de alanının açılmasını sağlayacak. İşte Antalya Belediye Başkanı şu anda tutuklu. Dün önceki gün Amed'te Belediye Eş Başkanlarımızla bir toplantı yaptık. Bakın o kadar adil, kapsayıcı ve vicdanlı bir partiyiz ki Diyarbakır'da şunu dedik. Bir an önce kayyum atanan 13 belediyenin belediye başkanları ve iş başkanları serbest bırakılmalı ve görevlerinin başına dönmelidir dedik. Yani Ahmet Türk dönsün ama Sayın Böcek de dönsün dedik.

ÖCALAN'IN MESAJI

Tarihin kilidini açan yarayı inkarla değil hukukla saran, siyasetin gölgesi yerine adaleti ve ışığıyla zemini aydınlatan bir süreci sayın Öcalan tarif etti. (Yeni mesajında)

Bin yıllık bir kader ortaklığımız var. Bin yıldır çeşitli acılarla, çeşitli işte zorluklarla karşılaştık ama bugüne kadar yaşadık diyor. Ama diyor ki bu bin yıllık tarihsel birlikteliğe artık bir hukuk bulalım. Yine ikinci olarak bu yapılan açıklamadan şunu okuyabiliriz. Barışa sarılalım, el sıkışalım. Barış bir hukukla ve adaletle ancak sağlanabilir. Üçüncü olarak yeni dönemin dilini tarif ediyor. O buyurgan, otoriter dili reddediyor. Dikkat ederseniz bu bir yıl içerisinde biz çok naif çok kapsayıcı bir dil kullandık.

'NE İRAN'IN NE EMPERYAL MÜDAHALELERİN YANINDAYIZ'

Bakın biz buraya gelirken İran'da tekrar bombalar patladı. İşte İran bombalanıyordu. İran'ın o tekçi rejiminin daha kapsayıcı olması gerekmiyor mu? Kürt'ü idam eden bir ceberrut sistemin de yanında değiliz. Emperyal müdahalelerin de yanında değiliz. Biz isteriz ki İran demokrasiyle buluşsun. Kürt'ü idam etmekten vazgeçsin. Hiçbir emperyal bölgesel güç de oraya müdahale etmesin. Demokrasi yoksa dışarıdan müdahale var. Demokrasi yoksa dışarıdan mühendislik çalışmalarıyla o ülkelerin yeraltı ve yerüstü kaynaklarının bir biçimiyle aşırılıp başka yerlere kaçırılma durumu söz konusu. Demokrasi her şeyin ilacıdır. En büyük güvenlik top, tüfek değil, tank değil. Ortadoğu'da tankı, tüfeği, topu olan ama halkını bir gecede bırakıp başka ülkelere kaçan devlet başkanları da gördük. En büyük güvenlik nedir bilir misin? Halktır, demokrasidir, özgürlüklerdir. Özgür olan demokrasi tam işleyen hiçbir ülkeye ne emperyal güçlerin ne bölgesel güçlerin hiçbir mühendislik çalışmasıyla gücü yetmez. Biz DEM Parti olarak ne bu hegemonik emperyal saldırıları destekliyoruz ne de o ceberrut tekçi kendi ülkesindeki bütün hakları, farklılıkları, renkleri renklikleri solduran İran'ın mevcut çürümüş sistemini destekliyoruz. Biz İran'da ben Kürt'üm, ben Belucum, ben Şii'yim, ben Sünni'yim, ben kadınım diyen o direnenlerin yanındayız. İran halklarının yanındayız ve yanında olmaya devam edeceğiz."

Kaynak: artı gerçek