11. Yargı Paketi ile yaklaşık 50 bin hükümlüye tahliye yolunun açılmasının ardından, iktidarın infaz sistemine ilişkin yeni bir düzenleme üzerinde çalıştığı bildirildi. Türkiye gazetesinin haberine göre hazırlanan düzenleme ile 10 yıl hapis cezası almış ve cezasının yarısını tamamlamış hükümlüler için tahliye imkânı getirilmesi planlanıyor. Düzenlemeden 40 ila 50 bin hükümlünün yararlanabileceği ifade ediliyor. Çalışmanın temel gerekçesi olarak infazda eşitliğin sağlanması gösteriliyor.

MEVCUT UYGULAMA VE PLANLANAN DEĞİŞİKLİK

Hâlihazırda adli suçlarda hükümlüler, cezalarının yarısını cezaevinde geçirdikten sonra şartlı salıvermeden yararlanabiliyor. Terör suçlarında bu oran dörtte üçe, bazı suç türlerinde ise üçte ikiye kadar çıkıyor. AK Partili kaynaklar, düzenlemenin kapsamına ilişkin olarak Muhabir Yücel Kayaoğlu’na şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kadın, çocuk, anne-baba, kardeş katilleri, taciz ve tecavüzcüler gibi toplum vicdanını rahatsız eden suçlar için ise daha yüksek infaz süresi olması planlanıyor.”

10 YIL HAPİS ALANLAR İÇİN FORMÜL

Düzenlemenin yasalaşması halinde, 10 yıl hapis cezası alan bir hükümlünün 5 yıl cezaevinde kaldıktan sonra kalan süresini dışarıda geçirebilmesine olanak tanınacak. Hâlen cezasının yüzde 50’sini tamamlamış olanlar için de tahliye imkânı doğacak. Bu süreçte Cezaevi İdare ve Gözlem Kurullarının vereceği iyi hâl değerlendirmeleri belirleyici olacak. Ayrıca şartlı salıverilenlerin takibine yönelik yeni adımlar atılması, psikolojik destek ile iş ve mesleki eğitim desteği sağlanması öngörülüyor.

GÖZLEM KURULLARINDA DÜZENLEME

İnfaz çalışmasında öne çıkan başlıklardan biri de Cezaevi İdare ve Gözlem Kurullarına ilişkin düzenlemeler oldu. Bu kurullar, hükümlülerin kurallara uyumu, yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, topluma uyum durumu ve yeniden suç işleme riskini değerlendiriyor. Habere göre, kurullarda görev yapan psikolog, pedagog ve psikiyatr gibi uzmanların etkinliğinin artırılması planlanıyor.

DEM PARTİ’NİN ELEŞTİRİLERİ

Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulları, özellikle muhalefet partileri tarafından uzun süredir eleştiriliyor. DEM Parti, bu kurulların infaz sürelerini uzattığını savunarak geçtiğimiz ekim ayında Meclis Başkanlığı’na araştırma önergesi sundu. Önergenin gerekçesinde şu ifadelere yer verildi:

“Kurul üyeleri, herhangi bir somut delile dayanmayan, önyargılı, öznel ve son derece ideolojik değerlendirmelerle mahpuslar hakkında ‘iyi halli değildir’ kararı vererek infaz sürecini uzatmaktadır. Bu durum, hem hukukun öngörülebilirliği ilkesini hem de cezaların infazı sürecindeki eşitlik ve adalet ilkesini ihlal etmektedir.”

CHP: KEYFİ UYGULAMA İDDİASI

CHP de kamuoyunda “çözüm komisyonu” olarak bilinen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na sunduğu raporda benzer eleştirilerde bulundu. Raporda şu görüşlere yer verildi:

“İdare ve gözlem kurullarının kararlarında objektif kriterler söz konusu değildir. Kişisel kanaate ve siyasi görüşlere dayanan bu değerlendirmeler, kanunlarda yer alan suç ve cezalar ile infaza ilişkin kuralların kişiden kişiye farklılık göstermesine neden olmaktadır.”

Raporda ayrıca şu ifadelere dikkat çekildi:

“Özellikle siyasi yargılamalarda ifade özgürlüğü ve eşitlik başta olmak üzere anayasal hak ve ilkeler ihlal edilmekte, kurul kararları ‘iyi hal yok’ gerekçesiyle cezalandırmaya dönüşmektedir. Adil yargılanma hakkını ve hukuk devleti ilkesini ihlal eden bu keyfi uygulamanın önüne geçilmelidir.”

CHP, hükümlü aleyhine sonuç doğuran idari kurul kararlarının, başvuru beklenmeksizin resen infaz hâkimliği tarafından incelenmesi gerektiğini savundu.

Kaynak: Kısa Dalga