Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü birinci sınıf öğrencisi olan 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, üniversiteye başladıktan üç gün sonra, 27 Eylül akşamı Van Gölü sahilinde kayboldu. Kabaiş’in cansız bedeni, 15 Ekim’de kaybolduğu noktadan yaklaşık 24 kilometre uzaklıktaki Mollakasım Köyü sahilinde yapılan ihbar üzerine bulundu.
BABANIN SORUŞTURMA ELEŞTİRİLERİ
Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, olayın üzerinden 15 ay geçmesine rağmen sorularına yanıt alamadıklarını belirterek, yaşadıkları sürecin kendileri için ağır bir belirsizlik yarattığını ifade etti. Süreç boyunca defalarca Van’a gidip geldiğini dile getiren Kabaiş, savcılık, emniyet ve baro yetkilileriyle görüşmeler yaptığını aktardı.
Kabaiş, soruşturma sürecine ilişkin olarak, “Şimdiye kadar delillerin hepsi karartıldı. Kameralar çok yerlerde silinmiş. Daha 15 aydan sonra ne yapabilirler ki? Niye açıklama yapmıyorlar? Biz bunu bekliyoruz devletten. Üç sefer Ankara'ya gittim, tekrar gideceğim, gerekirse orada açlık görevine gireceğim. Meclis kapısında kalkmayacağım” dedi.
ÜNİVERSİTE VE KURUMLARA YÖNELİK SORULAR
Nizamettin Kabaiş, üniversite yönetimiyle de görüşeceğini belirterek, kızının kendilerine emanet edildiğini vurguladı. Üniversitenin ve ilgili devlet kurumlarının sürece yeterince dahil olmadığını düşündüğünü ifade eden Kabaiş, “Ben kızımı sana emanet ettim. Sen niye bir çaba göstermiyorsun?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
CEP TELEFONU VE DNA BULGULARI
Soruşturma kapsamında Rojin Kabaiş’e ait cep telefonunun inceleme için İspanya’ya gönderildiği belirtilirken, baba Kabaiş bu işlemin gecikmesine dikkat çekti. Telefon incelemesinden çıkacak sonucun soruşturma açısından umut olabileceğini belirten Kabaiş, belirsizliğin aile üzerindeki etkisinin ağır olduğunu söyledi.
Dosyada yer alan DNA örneklerine de değinen Kabaiş, iki erkeğe ait DNA ile Rojin’in atletinde tespit edilen bir kadına ait kan izinin yeterince araştırılmadığını savundu. Güvenlik görevlileriyle ilgili soruşturma yürütülmemesini de eleştiren Kabaiş, bu konuda adım atılmasını talep etti.
BARO: DOSYAYI YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ
Van Baro Başkanı Sinan Özaraz, soruşturma dosyasını yakından takip ettiklerini ve ailenin yanında olduklarını belirtti. Özaraz, ilk aşamada “intihar algısı üzerinden yürütülen soruşturmanın seyrini değiştirme mücadelesi” verdiklerini, Adli Tıp raporunun ardından dosyanın “şüpheli ölüm” olarak ele alındığını aktardı.
Telefon incelemesinin tamamlanmasının dosya açısından önemli bir aşama olacağını vurgulayan Özaraz, “Telefonun çözümlemesi dosyaya ulaşırsa en azından hakikate ulaşma noktasında bir yol almış oluruz” dedi.
İHMAL İDDİALARI VE SORUŞTURMA İZNİ SÜRECİ
Özaraz, soruşturmanın başında hukuka aykırı uygulamalar yaşandığını ve bunlara karşı mücadele ettiklerini ifade ederek, üniversite ve yurt yönetiminin olası ihmal ve sorumluluklarına ilişkin dosyaların ayrıldığını söyledi. Üniversiteye dair sürecin Yükseköğretim Kanunu kapsamında yürütüldüğünü, yurtla ilgili soruşturma için ise savcılık tarafından izin talep edildiğini belirtti.
Özaraz, soruşturma izninin tamamlanmasının ardından dosyanın bu yönüyle de daha etkili yürütüleceğini ifade ederek, delillerin toplanması ve sorumluların tespit edilmesi yönündeki taleplerinin devam ettiğini kaydetti.





