Amed TV | Politika | Bakırhan’dan sert mesaj: “Bu ülkenin geleceğini karanlığa teslim etmeyeceğiz”

Bakırhan’dan sert mesaj: “Bu ülkenin geleceğini karanlığa teslim etmeyeceğiz”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM grup toplantısında okul saldırıları ve eğitim politikalarını eleştirdi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrısı yaptı.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM grup toplantısında okul saldırıları ve eğitim politikalarını eleştirdi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrısı yaptı.

Bakırhan’dan sert mesaj: “Bu ülkenin geleceğini karanlığa teslim etmeyeceğiz”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada gündeme dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Maraş ve Urfa’daki okul saldırılarına değinen Bakırhan, eğitim sistemine yönelik eleştirilerini dile getirerek sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi.

“Okullar güvenli alan olmaktan çıktı”

Konuşmasının başında yaşanan saldırılara dikkat çeken Bakırhan, bu olayların “münferit” olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Eğitim politikalarının çocukları olumsuz etkilediğini savunan Bakırhan, “Okullar artık güvenli alanlar olmaktan çıktı” dedi.

“Bu ülkenin çocukları sahipsiz değil”

Eğitim sistemine yönelik eleştirilerini sürdüren Bakırhan, “Piyasa odaklı anlayış çocuklarımızı metalaştırdı. Eleştirel düşünce zayıfladı. Bu ülkenin çocukları sahipsiz değil. Bu ülkenin geleceğini karanlığa teslim etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bakan Tekin’e istifa çağrısı

Bakırhan, yaşanan olaylar karşısında siyasi sorumluluğa dikkat çekerek Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrısında bulundu. “Bu tablonun sorumluluğu üstlenilmeli” diyen Bakırhan, yetkililerin gerekli adımları atması gerektiğini söyledi.

Çocukların güvende olmadığı bir ülkenin hiçbir karışı, hiçbir hanesi güvende olamaz, huzurlu olamaz. Bu ülke hepimizin. Çare de hepimizin omuzunda. Bu nedenle bugün buradan Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’a sesleniyorum: Hükümet-muhalefet ayrımı gözetmeksizin, Meclis’teki bütün siyasi parti liderlerini bir araya çağırın. Gün, çocukların güvenliği, gençlerin geleceği için ortak bir masa kuracağımız gündür. Bu masa, ülkenin vicdan masası olmalıdır. Bu ülkenin çocukları sahipsiz değildir. Bu ülkenin öğretmenleri yalnız değildir. Bu ülkenin geleceğini karanlığa teslim etmeyeceğiz. Öyle sorunların üstüne yatmakla sorunlar çözülmüyor.

Dünyanın pek çok ülkesinde böylesi trajedilerin ardından sorumlular hesap verir. 2023'te Sırbistan'da bir ilkokulda sekiz öğrenci ve bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Eğitim Bakanı ertesi gün istifa etti. Ürdün’de 2018’de öğrenciler okul gezisinde yaşamını yitirdiği için eğitim bakanı istifa etti. Peki Türkiye'de ne oluyor? Depremde on binlerce insanın canı gidiyor, istifa yok. Maden facialarında işçiler toprağa karışıyor, istifa yok. Okullarda çocuklar ve öğretmenler katlediliyor; yine istifa yok. Sadece eğitime, sadece okullara bakın! Temizlik yok. Güvenlik yok. Başarı yok. Peki ne var? Geleceksizlik var, güvensizlik var, ölüm var.

Buradan açık ve net söylüyoruz: Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu tablonun sorumluluğunu üstlenmeli ve istifa etmelidir. İktidar da kendi payına düşeni kabul etmeli ve gereğini yapmalıdır. Bu bir polemik değil. Bu, topluma ve çocuklara karşı yerine getirilmesi gereken asgari bir sorumluluktur. Bu bir haysiyet testidir. Şunu da unutmayalım: Muhalefet olarak biz de kendimize bakmak zorundayız. Bu ağır tabloyu yalnızca iktidarı eleştirerek aşamayız, toplumun her kesimine dokunan, kalıcı ve bütünlüklü bir siyaseti samimiyetle inşa etmek zorundayız. Bu eksiklik ortadadır.

Gülistan Doku soruşturmasına vurgu

Konuşmasında Gülistan Doku dosyasına da değinen Bakırhan, soruşturmanın titizlikle yürütülmesi gerektiğini belirterek, “Ucu nereye giderse gitsin bu mesele aydınlatılmalı” dedi.

Bugün karşımızdaki en ağır gerçeklerden biri de kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve zorla kaybettirilen kadınlardır; burada mesele yalnızca suç değil, suçu örten, faili koruyan ve adalet arayışını yıllarca oyalayan bir düzendir. 2020’den beri kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyası 6 yıl sonra tekrar açıldı. Bu önemli bir gelişmedir. Gülistan bir isim değil, bir sorudur. Altı yıldır bu ülkenin vicdanına sorulan ve cevabı alınmayan bir sorudur. Bu gelişme, ailenin, kadın örgütlerinin ve kamuoyunun süren ısrarlı baskısı, soruları, eylemleri ve adalet talebi sayesinde mümkün olmuştur. Gülistan Doku vakası, adalet sisteminin işleyişine dair ciddi bir göstergedir.

Burada kayyım olan eski vali, yüksek bürokratlar, siyasetçiler ve kolluk güçleriyle bağlantılı kirli ağlar olduğu iddiaları ciddi şekilde masaya yatırılmalıdır. İktidar, titizlikle bu meseleyi araştırmalıdır. Örtbas edenler hesap vermeli, ucu nereye dokunursa dokunsun tüm sorumlular yargılanmalıdır. Bu, büyük bir sorumluluktur. Bu, Türkiye’nin her sokağının bir Susurluk olmasının önüne geçmekle ilgili tarihî bir görevdir. Bu görev, Rojin Kabaiş, Rojvelat Kızmaz, Rabia Naz, Nadira Kadirova ve Yeldana Kaharman’ın davalarıyla sürmelidir. 8 Mart’ta kadınlar özgürlük iradelerini, 21 Mart’ta Kürtler barış iradelerini Nevroz meydanlarında ortaya koydu. Şimdi 1 Mayıs’ta işçi, yoksul, ezilenler olarak eşitlik talebimizi, alın teri hakkımızı o meydanlarda haykırmalıyız. Biz DEM Parti olarak işçileri, emeklileri, işsizleri, engellileri, öğrencileri, kadınları, doğasına sahip çıkanları, halkları, inançları 1 Mayıs alanlarına çağırıyoruz.

Demokrasi ve ekonomi eleştirisi

Bakırhan, ülkedeki ekonomik ve demokratik tabloya ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Yargı bağımsızlığı, medya özgürlüğü ve toplumsal eşitsizlikler üzerinden eleştiriler yönelten Bakırhan, demokratikleşmenin önemine vurgu yaptı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız