Akın Gürlek, 2020 yılından bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku dosyasına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Soruşturmanın en kritik isimlerinden biri olarak gösterilen Umut Altaş’ın yurt dışında bulunduğunu belirten Gürlek, şahsın Türkiye’ye getirilmesi halinde dosyada karanlıkta kalan birçok noktanın aydınlatılabileceğini söyledi.
“KİLİT İSMİN İADESİ ŞART”
Bakan Gürlek, kırmızı bültenle aranan Umut Altaş’ın Türkiye’ye iadesi için ABD makamlarıyla diplomatik ve hukuki temasların sürdüğünü açıkladı.
Altaş’ın olayın en önemli görgü tanıklarından biri olduğunu ifade eden Gürlek, ifadesinin alınmasının soruşturmanın yönünü değiştirebileceğini belirtti.
Uzun süredir kamuoyunun gündeminde olan dosyada, Altaş’ın Türkiye’ye getirilmesi halinde yeni bir sürecin başlayabileceği değerlendiriliyor.
FAİLİ MEÇHUL DOSYALAR İÇİN ÖZEL BİRİM
Gürlek, yalnızca Gülistan Doku dosyasının değil, kamuoyunda geniş yankı uyandıran faili meçhul vakaların da yeniden incelendiğini duyurdu.
Bu kapsamda özel bir daire başkanlığı oluşturulduğunu belirten Bakan, aralarında Rabia Naz Vatan dosyasının da bulunduğu toplam 638 dosyanın titizlikle ele alındığını söyledi.
Adaletin sağlanması için geçmiş dosyaların yeniden değerlendirildiğini ifade etti.
“CESET OLMASA DA MAHKUMİYET OLABİLİR”
Kamuoyunda sıkça tartışılan “ceset yoksa cinayet yoktur” anlayışına da değinen Gürlek, hukuki açıdan cesedin tek başına belirleyici olmadığını söyledi.
Yargıtay içtihatlarını hatırlatan Gürlek, ceset bulunmasa bile yeterli delil oluşması durumunda mahkumiyet kararı verilebileceğini ifade etti.
TÜM İHTİMALLER MASADA
Soruşturmanın yalnızca tek bir ihtimal üzerinden yürütülmediğini belirten Bakan Gürlek, tüm senaryoların değerlendirildiğini söyledi.
Gülistan Doku’nun ailesiyle yapılan yazışmaların ve elde edilen diğer bulguların soruşturma dosyasında önemli yer tuttuğunu belirten Gürlek, sürecin titizlikle sürdürüldüğünü kaydetti.