02 Eylül 2026, Çarşamba
Diyarbakır
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Amed TV | Güncel | Bakırhan’dan 86 milyona çağrı: Barış hepimizin sorumluluğu

Bakırhan’dan 86 milyona çağrı: Barış hepimizin sorumluluğu

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye’de çatışmadan siyasi ve hukuki zemine geçiş için oluşan barış imkanının demokrasiye dönüştürülmesi çağrısı yaptı.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye’de çatışmadan siyasi ve hukuki zemine geçiş için oluşan barış imkanının demokrasiye dönüştürülmesi çağrısı yaptı.

Bakırhan’dan 86 milyona çağrı: Barış hepimizin sorumluluğu

İstanbul’da 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla düzenlenen yürüyüşe katılan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, devam eden süreç ve Kürt meselesinin çözümüne ilişkin açıklamalarda bulundu.

Türkiye’de yaklaşık 40 yıldır devam eden çatışmalı dönemin ardından yeni bir imkanın ortaya çıktığını belirten Bakırhan, bu imkanın henüz Kürt meselesinin çözümü anlamına gelmediğini, siyasi ve hukuki zeminin demokratikleşmeyle güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bakırhan, barış sürecinin yalnızca Kürtlerin değil Türkiye’nin tamamının meselesi olduğunu vurguladı.

En kötü barış, en iyi savaştan daha iyidir

Konuşmasında savaşların en ağır sonuçlarını emekçilerin, yoksulların ve halkların yaşadığını belirten Bakırhan, barışın toplumsal kesimlerin ortak çıkarına olduğunu savundu.

Bakırhan, “Barışın iyisi ve kötüsü yoktur. En kötü barış, en iyi savaştan daha iyidir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de yeni bir fırsat zemininin ortaya çıktığını dile getiren Bakırhan, şöyle konuştu:

“Bugün Türkiye’de de barış için bir imkân, bir fırsat zemini doğmuştur. 40 yıllık savaşın, şiddet ve çatışma zemininden siyasi ve hukuki zemine taşınmasının imkânı çıkmıştır.”

Bakırhan, söz konusu imkanın tek başına Kürt meselesinin çözüldüğü anlamına gelmediğini de vurguladı.

Bu imkanı demokrasiye evriltmek gerekiyor

Ortaya çıkan zeminin demokratik hak ve özgürlüklerin geliştirilmesiyle sonuçlandırılması gerektiğini belirten Bakırhan, sürecin bundan sonraki aşamasında toplumsal ve siyasal mücadelenin önemine dikkat çekti.

Bakırhan, “O imkânı demokrasiye evriltmek, o imkânı Kürtlerin 40 yıldır uğruna mücadele ettiği, bedel ödediği taleplerin karşılanmasının sonucuna çevirmek biraz bugün burada olan biz devrimcilerin, Kürtlerin ve ezilenlerin mücadelesine bağlıdır” dedi.

Sürecin doğru değerlendirilmesi halinde çatışmaların Türkiye’de yarattığı toplumsal ve ekonomik sonuçların aşılabileceğini savundu.

Diyarbakır’daki Barış Annesinin sözlerini anlattı

Bir gün önce Diyarbakır’da olduğunu belirten Bakırhan, burada katıldığı bir taziyede Barış Annesi ile yaptığı görüşmeyi de anlattı.

Bakırhan, annenin kendisine, “Biz Kürtler bu çatışma ve savaşın acılarını çok yaşadık. Bugün gönlüm diyor ki biz yaşadık ama Türkiye’de hiçbir anne bu acıyı yaşamasın” dediğini aktardı.

Bu sözlerin barış talebinin önemini ortaya koyduğunu ifade eden Bakırhan, Türkiye’de barış isteyen kesimlerin sürece destek vermesi çağrısında bulundu.

Çatışmaların ekonomik maliyetine dikkat çekti

Bakırhan konuşmasında çatışmalı sürecin ekonomik sonuçlarına da değindi.

Son 40 yıldaki çatışma ortamı nedeniyle Türkiye bütçesinden 3 trilyon dolara yakın kaynak harcandığını öne süren Bakırhan, barış ortamında bu kaynakların emekçiler, emekliler, kadınlar ve ekonomik sorun yaşayan kesimler için kullanılabileceğini savundu.

Bakırhan, sürecin demokratikleşmeyle sonuçlanması halinde insan hakları ve özgürlükler konusunda da ilerleme sağlanabileceğini ifade etti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasına değinen Bakırhan; Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Leyla Güven, Can Atalay ve Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu tutuklu ve hükümlü isimlere ilişkin taleplerini yineledi.

Sadece Kürtlerin değil, 86 milyonun sorumluluğudur

Bakırhan’ın konuşmasında öne çıkan mesajlardan biri de sürecin toplumsallaştırılması gerektiği yönündeki çağrısı oldu.

Barış imkanının yalnızca belirli bir bölgenin veya toplum kesiminin sorumluluğunda olmadığını söyleyen Bakırhan, şunları kaydetti:

“Bu barış imkânını çok iyi değerlendirmek ve sonucuna ulaştırmak sadece Kürtlerin görevi değil, sadece Siirtlilerin görevi değil; Edirnelilerin, Trabzonluların, Türkiye’deki bütün kentlerin ve 86 milyonun sorumluluğundadır.”

Türkiye’de uzun yıllar boyunca çatışmalar nedeniyle acılar yaşandığını ifade eden Bakırhan, artık barışın toplumsal olarak güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Öcalan’ın çağrısına değindi

Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın süreçte aldığı tutuma da değinerek Türkiye’deki siyasi partiler ve demokratik örgütlere çağrıda bulundu.

Öcalan’ın yeniden çatışmaların yaşanmaması için sorumluluk ve risk aldığını söyleyen Bakırhan, “Türkiye’deki bütün demokratik örgütlere, siyasi partilere çağrı yapıyoruz: Lütfen bu ülkenin demokratik bir zemine kavuşması için barışı destekleyin. Barışın yanında olun” dedi.

Barış haklarımızdan vazgeçmek değildir

Barışın siyasi ve toplumsal taleplerden vazgeçilmesi anlamına gelmediğinin altını çizen Bakırhan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“Barış, haklarımızdan vazgeçmek değildir. Barış, kimliğimizden vazgeçmek değildir. Barış, taleplerimizi artık savunmayacağımız anlamına gelmemelidir.”

Bakırhan, barış ortamının demokratik hakların, dil ve kimlik taleplerinin daha güçlü biçimde savunulabileceği bir zemin oluşturacağını belirterek konuşmasını tamamladı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız