Yıllardır süren gizem perdesi aralanıyor; Tunceli Başsavcılığı, genç kadının bedeninin organize bir şekilde yok edildiğine dair somut delillere ulaşıldığını açıkladı.
Diyarbakırlı üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020 tarihinde sırra kadem basmasıyla başlayan süreçte, yargı mekanizması yeni ve sarsıcı bir aşamaya geçti. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan son açıklamada, Doku’nun cansız bedeninin şüphelilerle bağlantılı güvenlik korucuları tarafından bilinçli bir plan dahilinde gizlendiği veya yok edildiği bilgisi paylaşıldı.
Operasyonel süreçte düğmeye basıldı
Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte 5 farklı ilde eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Elazığ, Malatya, Ankara, İstanbul ve Tunceli hattında yürütülen baskınlarda, aralarında sağlık personelleri, bilişim uzmanları ve eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel’in de bulunduğu 15 kişi gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 12’si tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 3 kişi hakkında adli kontrol şartı getirildi.
Deliller korucuları işaret ediyor
Savcılık makamı, elde edilen bulguların sadece tanık ifadeleriyle sınırlı kalmadığını; HTS kayıtları, gizli tanık beyanları ve gelen ihbarların titizlikle analiz edildiğini belirtti. Özellikle olayla doğrudan bağlantılı olduğu değerlendirilen 2 güvenlik korucusunun rolü, soruşturmanın merkezine yerleşti. Yetkililer, elde edilen yeni delillerin, Doku’nun akıbetine dair yıllardır süren belirsizliği aydınlatacak nitelikte olduğunu vurguluyor.
Firari şüpheli süreci hızlandırdı
Soruşturmanın kilit isimlerinden biri olan ve uzun süre firari durumda bulunan Umut Altaş’ın 22 Mayıs tarihinde ABD’de yakalanarak gözaltına alınması, dosyadaki düğümlerin çözülmesinde önemli bir kırılma noktası yarattı. İkinci dalga operasyonlarla birlikte genişleyen soruşturma dosyasında, savcılığın tüm şüpheliler üzerinde kapsamlı bir inceleme yürüttüğü ve adaletin tecellisi için çalışmaların kararlılıkla devam ettiği bildirildi.