Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde tarım parselinde yer aldığı gerekçesiyle Kaymakamlığın yıkım karır verdiği 13 yapıda kalan aileler, duruma tepki gösterdi.
Evleri yıkılma aşamasında olan 13 mağdur aile, 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında barınma hakkını fiilen kaybettiklerini ve kamu otoriteleri tarafından yeterli ve kalıcı çözümler sunulamaması nedeniyle Diyarbakır’da bu geçici yaşam alanlarını oluşturduklarını vurguladı.
LÜKS VİLLA DEĞİL, PREFABRİK YAPI
Kendi imkanlarıyla oluşturdukları toplam 13 prefabrik yapının, idari bir kararla yıkım tehdidi altında olduğuna değinen aileler, söz konusu yapıların “lüks”, “villa” veya “düzenli yapı” olarak nitelendirilmesinin fiili durumla bağdaşmadığını kaydetti.

BAŞKA EVLER DE VAR AMA BİZİMKİLER YIKILIYOR
İlgili alanda 150 adet betonarme ev yapıldığını iddia eden mağdur aileler, “Sadece bize yapılan bu haksızlığın durdurulmasını istiyoruz. Ayrıca ilgili alan, fiilen mera vasfını yitirmiş olup aynı parsel üzerinde yüzlerce betonarme ev bulunmaktadır. Bu yapılara yönelik herhangi bir idari işlem tesis edilmezken, yalnızca deprem mağdurlarının kurduğu 13 prefabrik yapının hedef alınması; eşitlik ilkesi, ölçülülük ilkesi ve idarenin tarafsızlığı bakımından ciddi hukuki sorunlar doğurmaktadır.” Yorumunu yaptı.

NUMARA VE ELEKTRİK VERİLDİ, ÇELİŞKİ VAR
Aileler, söz konusu yapılara belediye tarafından numarataj verildiğini ve elektrik altyapısının kamu eliyle sağlandığını belirterek, bölgede yerleşim durumunun fiilen kabul edildiğini söyledi ve “Aynı alandaki diğer yapılarda elektrik kullanımı sürerken, yalnızca bu 13 yapıya yönelik yıkım işlemi tesis edilmesi açık bir idari çelişki ve ayrımcılık oluşturmaktadır.” İddiasında bulundu.

BELEDİYE DEĞİL, KAYMAKAMLIK YIKIYOR
13 aile basın açıklamasında “Yıkım işlemlerinin hukuki olarak belediyeler eliyle yürütülmesi gerekirken, burada yıkımın Diyarbakır Yenişehir Kaymakamlığı tarafından, Devlet Su İşleri’ne ait iş makineleri kullanılarak gerçekleştirilmek istenmesi; yetki, usul ve hukuka uygunluk açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durumdur.” İfadelerini kullandı.
SESSİZ KALINMAMALI
Barınma hakkının, hem Türkiye Cumhuriyeti Anayasası hem de taraf olunan uluslararası sözleşmeler kapsamında güvence altında olduğunu kaydeden 13 mağdur aile, “Deprem gibi olağanüstü bir afet sonrası, zaten mağdur durumda olan yurttaşların barınma imkânlarının ortadan kaldırılması; sosyal devlet ilkesine ve temel hakların korunması yükümlülüğüne açıkça aykırıdır. Bu yaşam alanları, aslında çaresizlik içinde tutunmaya çalışan insanların son sığınağıdır. Bugün burada sessiz kalınırsa, yarın başka mağduriyetlerin önü açılacaktır. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” sözü, yalnızca bir hatırlatma değil; aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıdır” açıklamasını yaptı.

YIKIMLAR DURDURULSUN TALEBİ
Son olarak taleplerini dile getiren 13 mağdur aile, “Talebimiz açıktır. Yıkım kararlarının derhal durdurulması, deprem mağdurlarının barınma hakkının güvence altına alınması, kalıcı ve insan onuruna yakışır çözümlerin ivedilikle hayata geçirilmesi ve idari işlemlerin eşitlik ve hukuka uygunluk ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi.” ifadelerini kullandı. Aileler, “Suçlu olduğumuzu kabul ediyoruz ama yapmadan önce neden gelip bize söylenmedi” dedi.