Diyarbakır'da 19 yıl önce hayatını kaybeden Erhan Kurt'un ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada, anne ve babasının da aralarında bulunduğu 6 kişi gözaltına alındı. Sur ilçesinde 21 Eylül 2007 tarihinde Hevsel Bahçeleri yakınlarındaki stabilize yolda cansız bedeni bulunan 20 yaşındaki Erhan Kurt'un ölümü, uzun yıllar boyunca faili meçhul olarak kalmıştı. Yapılan ilk incelemelerde Kurt'un bir bağla boğularak öldürüldüğü tespit edilmiş, ancak olay yerinde herhangi bir suç aleti bulunamamıştı. O dönemde yapılan araştırmalarda maktulün kanında alkol veya uyuşturucu maddeye rastlanmazken, tırnak örneklerinde de başka bir kişiye ait DNA izi elde edilememişti. Ailenin ifadelerine göre Erhan Kurt, olay gecesi babası A.K. ile birlikte evden ayrılmış ve bir daha kendisinden haber alınamamıştı. O dönemde yürütülen soruşturmada, baba A.K. ve diğer bazı şüpheliler hakkında iletişimin tespiti kararı alınsa da yeterli delil bulunamadığı için 2013 yılında dosya daimi aramaya alınarak kapatılmıştı.

Faili meçhul dosyalar yeniden inceleniyor
Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın devreye girmesiyle birlikte Erhan Kurt dosyası tekrar raftan indirildi. Ekipler, şüphelilerin ve tanıkların ifadelerindeki çelişkileri mercek altına alarak kapsamlı bir analiz süreci başlattı. Diyarbakır 4'üncü Sulh Ceza Hakimliği'nin kararıyla dosyaya kısıtlama getirilirken, şüphelilerin ve maktulün kullandığı tüm GSM hatları ile cihazların HTS kayıtları detaylı bir şekilde incelendi. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan yeni raporda, Erhan Kurt'un ölümünün cesedin bulunduğu saatten yaklaşık 6 ila 12 saat önce gerçekleştiği değerlendirildi. Bu teknik veriler, olayın zamanlaması ve şüphelilerin hareketleri arasındaki bağlantıyı kurmak adına kritik bir rol oynadı.

Tanık ifadeleri şüpheleri artırdı
Soruşturma kapsamında yeniden ifadesi alınan tanıklar, olay gecesine dair önemli detaylar paylaştı. Tanık A.Ç., olay akşamı Erhan Kurt'un babası A.K. ile birlikte evden çıktığını, babasının elinde elektrik malzemeleri bulunan bir poşet olduğunu belirtti. Aynı tanık, gece saatlerinde anne A.K.'nin oğlunun öldürüldüğünü söyleyerek feryat ettiğini duyduğunu ifade etti. HTS kayıtları incelendiğinde, tanık A.Ç. ile baba A.K. arasında gece yarısı bir telefon görüşmesi yapıldığı ortaya çıktı. Bir diğer tanık H.Ö. ise anne A.K.'nin gece saatlerinde oğlunun kayıp olduğunu söyleyerek ağladığını, sabahın erken saatlerinde ise oğlunun öldürüldüğünü bildiğini ima eden sözler sarf ettiğini anlattı. Baba A.K.'nin olay gecesi cesedin bulunduğu bölgeden sinyal alan baz istasyonunda kaydının çıkması ve hastaneye gittiğine dair beyanının HTS kayıtlarıyla uyuşmaması, şüpheleri tamamen aile üzerine yoğunlaştırdı. Ayrıca olayda kullanılan kablonun, babanın elektrik işlerinde kullandığı malzemelerle benzerlik göstermesi, cinayetin aile içi bir mesele nedeniyle işlendiği kanaatini güçlendirdi. Tüm bu bulgular ışığında Diyarbakır ve Batman'da düzenlenen eş zamanlı operasyonla baba A.K., anne A.K. ve diğer 4 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin emniyetteki sorgu işlemleri devam ederken, yıllardır aydınlatılamayan cinayetin tüm detaylarıyla ortaya çıkarılması bekleniyor.




