Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde Nuh'un Gemisi'ne ait olduğu düşünülen gemi biçimli coğrafi oluşumda yürütülen kapsamlı saha çalışmaları tamamlandı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi öncülüğünde gerçekleştirilen projede, bölgenin yapısını anlamak adına yerin derinliklerinden alınan toprak örnekleri ve radar verileri detaylı incelemeye alındı. Araştırma ekibinde yer alan Amerikalı Andrew Jones, karotlu sondaj çalışmaları sayesinde ilk kez yerin altına inerek somut veriler topladıklarını ifade etti. Elde edilen bulguların yapının doğal bir oluşum mu yoksa insan eliyle inşa edilmiş bir yapı mı olduğunu ortaya koyması bekleniyor. Laboratuvar süreçlerinin ardından nihai raporun gelecek yılın bahar aylarında kamuoyuyla paylaşılması hedefleniyor.

Tarihi keşiften bugüne gelen süreç
Gemi şeklindeki bu ilginç oluşum, 11 Eylül 1959 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait bir uçakla bölgenin haritasını çıkaran Yüzbaşı İlhan Durupınar tarafından keşfedildi. Bu keşif, bölgenin Nuh'un Gemisi'nin kalıntısı olabileceği yönündeki iddiaları beraberinde getirdi ve yıllar içinde çok sayıda yerli ve yabancı araştırmacının ilgisini çekti. Son olarak Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Cenker Atila başkanlığında başlatılan projede, beş farklı ülkeden yaklaşık 20 bilim insanı görev aldı. Doğubayazıt'ın Telçeker ve Üzengili köyleri arasındaki arazide yaklaşık 90 gün süren yoğun bir çalışma yürütüldü. Bu süreçte dron teknolojisiyle arazinin güncel yapısı modellenirken, yeni nesil radar sistemleri kullanılarak yüzeyin altı tarandı.

Sondaj çalışmaları neyi gösterdi
Proje başkan yardımcısı Andrew Jones, araştırmanın bu sezonki en önemli bulgusunun oluşumun yekpare bir kaya kütlesinden meydana gelmediğinin anlaşılması olduğunu vurguladı. Bazı çevrelerin buranın milyonlarca yıl içinde aşınmış doğal bir kaya kütlesi olduğunu savunduğunu hatırlatan Jones, sondaj çalışmalarında sürekli toprak numunesi elde ettiklerini belirtti. Alanda büyük kaya blokları bulunsa da karot makinesinin sürekli toprak örnekleri çıkarması, yapının jeolojik niteliği hakkında yeni sorular doğurdu. Yerin derinliklerinden alınan örneklerde organik ve oldukça koyu renkli bir toprak tabakasına rastlandığı ifade edildi. Bu tabakanın çürümüş ahşap kalıntıları mı yoksa farklı bir insan faaliyetinin izi mi olduğu, yapılacak laboratuvar testleri sonucunda netleşecek.

Radar verilerindeki anomaliler
Ağustos ayında gerçekleştirilen radar taramalarında yüzeyin altında doğal olmayan bazı anomaliler tespit edildi. Jones, bu verilerin henüz nihai rapor haline getirilmediğini ve Amerikalı radar uzmanlarının analizlerini beklediklerini söyledi. Sondaj yapmalarının temel nedenlerinden biri de radarın işaret ettiği bu derinliklere ulaşıp fiziksel kanıt elde etmekti. Geçmişteki araştırmaların büyük ölçüde yüzeydeki şekle odaklandığını belirten Jones, hükümet izniyle ilk kez yerin altına inilerek bilimsel bir inceleme yapıldığını vurguladı.

Bilimsel sonuçlar için bekleme süreci
Sosyal medyada ve bazı haber kaynaklarında araştırma sonuçlarına dair kesin ifadeler kullanıldığını gören ekip, bu tür iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti. Bilimsel süreç tamamlanmadan nihai bir açıklama yapmanın mümkün olmadığını ifade eden Jones, testlerin devam ettiğini ve sonuçların doğrulanması için titiz bir çalışma yürüttüklerini kaydetti. Araştırmanın Türkiye ve dünya bilimi için önemli bir katkı sağlamasını umduklarını belirten ekip, tüm veriler birleştirildiğinde oluşumun gizeminin çözüleceğini umuyor. Nisan veya mayıs aylarında tamamlanması planlanan rapor, bölgedeki tartışmalara bilimsel bir zemin kazandıracak.


