Van Gölü'nün Erciş Körfezi'nde tatlı suların sodalı suyla buluştuğu anlar, uzaydan bakıldığında dev bir ebru tablosunu andıran eşsiz görüntüler oluşturuyor. Dünyanın en büyük sodalı gölü olma özelliğini taşıyan Van Gölü, daha önce astronot Kate Rubins tarafından çekilen fotoğrafıyla dünya birinciliği kazanmıştı. Şimdi ise Sentinel-2 uydusundan yansıyan renk desenleriyle tekrar dikkatleri üzerine çekiyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Akkuş, bu renk geçişlerinin gölün kendine has yapısını ve doğal zenginliğini yansıttığını belirtiyor.
Doğa kendi ebru sanatını icra ediyor
Gölün farklı noktalarında, özellikle tatlı su kaynaklarının göl suyuyla birleştiği alanlarda doğa adeta bir ressam gibi çalışıyor. Dereler aracılığıyla göle ulaşan tatlı sular, sodalı ve tuzlu göl suyuyla karşılaştığında mavi ve turkuaz tonların iç içe geçtiği büyüleyici desenler ortaya çıkıyor. Doç. Dr. Akkuş, bu oluşumun Van Gölü'nün 3 bin 712 kilometrekarelik yüzey alanında gerçekleşen nadir bir doğa olayı olduğunu ifade ediyor. Yüksek pH değeri ve sodalı yapısıyla dünyanın en özel ekosistemlerinden birine sahip olan göl, bu kimyasal etkileşimler sayesinde yüzeyinde sürekli değişen sanat eserleri barındırıyor.
Sediman girişi ve gölün korunması
Özellikle sonbahar yağışlarıyla birlikte akarsuların göle taşıdığı sediman miktarı artıyor ve bu durum uydu görüntülerindeki renk değişimlerini daha belirgin hale getiriyor. Doç. Dr. Akkuş, bu akarsuların Süphan, Erek ve Tendürek dağlarından gelen tüm etkileri göle taşıdığını vurguluyor. Van Gölü'nün havzadaki tüm olayların nihai buluşma noktası olduğunu belirten uzmanlar, gölü korumanın aslında akarsuları korumaktan geçtiğini hatırlatıyor. Akarsulara bırakılan her türlü maddenin doğrudan gölün ekosistemine taşındığı gerçeği, bölgedeki çevresel hassasiyetin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu görüntüler, Van Gölü'nün sadece bir su kütlesi değil, aynı zamanda keşfedilmeyi bekleyen devasa bir doğa tablosu olduğunu kanıtlıyor.