Diyarbakır’da bulunan Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yapan Masum Öztürk, çocukların suça sürüklenmesini önlemede eğitim hayatına düzenli devam etmenin kritik rol oynadığını belirtti. Uzman değerlendirmesine göre, suça sürüklenen çocuklarda birden fazla risk faktörü birlikte etkili olabiliyor ve özellikle ergenlik dönemi bu süreçte belirleyici bir rol oynuyor.

SOSYOEKONOMİK VE AİLEVİ ETKENLERİN ROLÜ

Öztürk, suça sürüklenme sürecinde sosyoekonomik koşulların, aile içindeki davranış modellerinin ve çocuğun bulunduğu sosyal çevrenin etkili olduğunu ifade etti.

"Bunlar arasında sosyo ekonomik düzey önemli bir risk faktörü. Aile ortamı, özellikle ailede suç işleyen bir bireyin olması ya da suç işleme davranışlarının bulunması... Akran etkisi bu yaşta çok önemli bir faktör. Çocukların bazen ruhsal bozuklukları olabiliyor ya da okula devam etmeyen çocuklarda özellikle bu risk çok daha fazla artıyor. Aslında tek bir nedeni yok. Çok fazla risk faktörü var."

Uzman görüşüne göre, suç davranışının görüldüğü bir aile veya çevrede büyüyen çocukların bu davranışlara uzun süre maruz kalması, riskli davranışlara yönelme ihtimalini artırabiliyor.

ERGENLİK DÖNEMİNDE AKRAN VE ROL MODEL ETKİSİ

Ergenlik döneminin bireyin kimlik gelişimi açısından kritik olduğunu belirten Öztürk, bu dönemde gençlerin çevresindeki kişileri rol model alma eğiliminin arttığını söyledi.

"Çocukların özellikle daha olumsuz rol modellere maruz kalması, medyada suç işleme ya da suç işleyen bireylerin daha yüceltilmesi ya da daha statü kazandırması gibi mesajların verilmesi çocuğun biraz daha bu tür davranışlara (suç işleme) yönlenmesine yol açabiliyor. Genellikle ergenlik dönemindeki bireyler çeteler gibi kendilerini daha kabul ettirici ortamlara girip bu tür davranışları sergileyebiliyor."

Uzman, suça sürüklenme davranışlarının çoğunlukla grup halinde ortaya çıktığını ve akran etkisinin bu süreçte güçlü bir rol oynadığını vurguladı.

RUHSAL SAĞLIK VE ERKEN MÜDAHALENİN ÖNEMİ

Çocukluk döneminde yaşanan ruhsal sorunların ve aile içinde aşırı katı tutumların risk faktörü oluşturabileceğini belirten Öztürk, erken dönemde destek ve müdahalenin önemli olduğunu ifade etti.

EĞİTİM VE MESLEKİ BECERİLERİN KORUYUCU ETKİSİ

Eğitime devam etmenin çocukların hem güven duygusunu artırdığını hem de sosyal kuralları öğrenmelerine katkı sağladığını belirten Öztürk, şu ifadeleri kullandı:

"Çocukların okula devamlılığı hem kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlıyor hem de olumlu sosyal kuralları kendi akranlarıyla birlikte öğreniyorlar. Bunun için okula devamlılık önemli."

Uzman ayrıca çocuklara mesleki beceri kazandırılmasının da riskli davranışların önlenmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.

GÜVENLİ SOSYAL ORTAMIN ÖNEMİ

Çocukların güvenli ve destekleyici ortamlarda yetişmesinin suç davranışlarını önlemede önemli olduğunu vurgulayan Öztürk, ailelerin sorunları erken fark ederek destek almasının kritik olduğunu belirtti.

"Aile bireylerinin özellikle suçla ya da toplumsal kurallarla, toplumsal uyumla ilgili davranışlarında problem varsa sosyal öğrenme yoluyla çocuk da bunları öğrenebiliyor. Ailelerin bunları erken fark edip uygun şekilde destek almalarını öneriyoruz çünkü bu, bir kar topu gibi büyüyen bir şey aslında. Çocuklar kendilerini güvende hissedebileceği bir ortam olmayınca maalesef suç işleme davranışlarına yönelebiliyor."

Öztürk, çocukların suça sürüklenmesini önlemede aile, okul ve ilgili kurumların birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti.

Doç. Dr. Masum Öztürk, "Herkesin aslında bu rolleri yerine getirmesi ve konuya daha bütünsel bir şekilde yaklaşması lazım. Temel amacımız suç ortaya çıkmadan önce önleme ve müdahale olmalı o yüzden çocuklar için kendilerini daha güvenli ve iyi hissettirecek ortamlar oluşturmalıyız. Bu şekilde suç işleme davranışlarının da azalacağını düşünüyoruz." diye konuştu.

Kaynak: AA