Donald Trump yönetiminin İran’a yönelik stratejisi, Basra Körfezi’ne yönelik yoğun askeri sevkiyatla yeni bir aşamaya taşındı. Bölgeye yapılan askeri yığınak, Irak Savaşı sonrasındaki en dikkat çekici hareketliliklerden biri olarak değerlendiriliyor.

“HAVUÇ-SOPA” YAKLAŞIMI

CNN’in güvenlik ve istihbarat analisti John Miller’a göre Trump’ın stratejisi, baskı ve teşviki birlikte içeren bir “havuç-sopa” yöntemine dayanıyor. Bu yaklaşımın amacı, İran’ın nükleer faaliyetlerini sonlandırması karşılığında ekonomik ve diplomatik açılımlar sunmak.

Miller’a göre stratejinin temelinde, İran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesinden, kıtalararası balistik füze programından ve bölgesel vekil güç ağlarından vazgeçmesi beklentisi bulunuyor. Buna karşılık Washington yönetimi, yaptırımların kaldırılması, ekonomik entegrasyon ve uluslararası meşruiyet gibi başlıklarda kapı aralayabileceği mesajı veriyor.

SON GELİŞMELER VE MÜZAKERE ZEMİNİ

Geçtiğimiz Haziran ayında İran’daki bazı nükleer tesislere yönelik saldırılar ve Hizbullah’ın aldığı darbelerin, Tahran’ın bölgesel pozisyonunu zayıflattığı ifade ediliyor. Bu durumun, ABD yönetiminin müzakere zemini oluşturmasına katkı sağladığı belirtiliyor.

Trump, Salı günü yaptığı Birlik Konseyi konuşmasında İran’ın nükleer silah edinmesini engellemenin öncelikli hedef olduğunu söyledi. Ancak askeri seçeneklere ilişkin ayrıntıları paylaşmadı ve diplomasiye öncelik verdiğini vurguladı.

ABD’NİN TALEPLERİ VE BELİRSİZLİKLER

Miller, Beyaz Saray’ın İran’dan somut olarak hangi adımları beklediğini, kırmızı çizgilerin neler olduğunu ya da hangi eşiğin askeri müdahaleyi tetikleyeceğini net biçimde açıklamadığını belirtti. Analiste göre Washington’un talepleri üç ana başlıkta toplanıyor:

1. İran’ın nükleer silah programını yeniden başlatmaması

2. ABD istihbaratına göre geliştirildiği öne sürülen kıtalararası balistik füze (ICBM) programının durdurulması

3. İran Devrim Muhafızları’nın desteklediği silahlı grupların yeniden yapılandırılmaması

Miller, İran’ın bu alanlarda yeni kapasite üretmemeyi kabul etmesi halinde ekonomik yaptırımların kaldırılması ve uluslararası izolasyonun sona ermesi gibi adımların gündeme gelebileceğini ifade etti.

TAHRAN’IN TEPKİSİ

İran Dışişleri Bakanlığı, Trump’ın Birlik Konseyi konuşmasında dile getirdiği iddiaları reddederek açıklamaları “büyük yalanlar” olarak nitelendirdi ve ABD’yi dezenformasyon yapmakla suçladı.

Öte yandan geçmişte İran’ın uranyumu silah yapımına uygun seviyelere kadar zenginleştirdiğine dair uluslararası raporlar kamuoyuna yansımıştı.

REJİM DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİL, “RESET” ARAYIŞI

Miller’a göre Trump yönetiminin hedefi doğrudan rejim değişikliği değil. Analist, Venezuela örneğinde rejim değişikliği girişimlerinin maliyetli ve başarısız sonuçlar doğurduğunu hatırlatarak, Trump’ın Orta Doğu’da daha kapsamlı bir yeniden dengeleme arayışında olduğunu belirtti.

Ancak Miller, yapılacak olası bir anlaşmada ekonomik rahatlamanın yeniden silahlanmaya veya silahlı grupların finansmanına yönelmemesi için güçlü denetim ve doğrulama mekanizmalarının bulunması gerektiğini vurguladı.

KRİTİK KARAR AŞAMASI

Miller, İran yönetiminin devrim ve dış müdahalelere karşı bağımsızlık vurgusuna dayandığını, ancak ekonomik kriz ve toplumsal baskılar nedeniyle daha esnek davranabileceğini ifade etti.

Son olarak, Trump ile İran’ın dini lideri Ali Hamaney açısından kritik bir döneme girildiğini belirten Miller, ABD’nin bölgedeki yüksek askeri varlığını uzun süre sürdüremeyeceğini ve tarafların karar aşamasına yaklaştığını söyledi.

Kaynak: İLKE TV