CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na yazılı soru önergesi sundu.

ANAYASA VE ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE VURGU

Tanrıkulu, önergesinin gerekçe bölümünde Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2’nci maddesi, devleti demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlamaktadır. Anayasa’nın 17, 19, 25, 26, 36 ve 90’ıncı maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi; işkence yasağını, kişi özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını güvence altına almaktadır. Buna karşın son yıllarda; işkence ve kötü muamele iddialarının artması, ifade özgürlüğü kapsamında kalan düşüncelerin cezalandırılması, yargı bağımsızlığının zedelenmesi, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanmaması ile kadınlara yönelik şiddetin önlenememesi, Türkiye’de insan haklarının sistematik biçimde ihlal edildiğini göstermektedir."

İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE İDDİALARINA İLİŞKİN SORULAR

Tanrıkulu, 2018–2025 yılları arasında işkence ve kötü muamele iddialarıyla savcılıklara yapılan başvuru sayısını, bu başvuruların kaçı hakkında soruşturma açıldığını ve kaçının takipsizlikle sonuçlandığını sordu. Aynı dönemde işkence suçundan açılan davalarda mahkûmiyet kararı verilen kamu görevlisi sayısının da açıklanmasını istedi.

Önergede ayrıca, işkence iddialarında etkin soruşturma yürütülmediğine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları karşısında hangi yapısal önlemlerin alındığı, işkence suçlarında zamanaşımının kaldırılmasına ve bağımsız Ulusal Önleme Mekanizması kurulmasına yönelik bir yasal çalışma bulunup bulunmadığı soruldu.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE GAZETECİLERE YÖNELİK UYGULAMALAR

Tanrıkulu, 2014–2025 yılları arasında Türk Ceza Kanunu’nun 299’uncu maddesi (Cumhurbaşkanına hakaret) kapsamında açılan soruşturma ve dava sayılarının açıklanmasını talep etti. Aynı dönemde TCK 301, TCK 216 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddeleri kapsamında kaç kişi hakkında işlem yapıldığı da önergeye konu edildi.

Cezaevlerinde bulunan gazeteci ve medya çalışanı sayısının kaç olduğu sorusunu da yönelten Tanrıkulu, AİHM’in Türkiye aleyhine verdiği ifade özgürlüğü ihlali kararlarının ardından kaçında mevzuat değişikliğine gidildiğini sordu. Düşünce açıklamalarının suç olmaktan çıkarılmasına yönelik bir hazırlık bulunup bulunmadığı da önergeye eklendi.

YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE AYM KARARLARI

Önergede, 2016–2025 yılları arasında meslekten ihraç edilen hâkim ve savcı sayısı ile aynı dönemde yapılan atamalarda mülakat yoluyla atananların oranı soruldu. Ceza yargılamalarında ortalama yargılama süresinin kaç gün olduğu ve Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararlarının yerel mahkemelerce uygulanmama oranı da gündeme getirildi.

Tanrıkulu ayrıca şu soruyu yöneltti:

"AYM kararlarını uygulamayan hâkimler hakkında bugüne kadar kaç disiplin soruşturması açılmıştır?"

AİHM KARARLARI VE CEZASIZLIK İDDİALARI

AİHM’in Türkiye aleyhine verdiği ve kesinleşmiş olmasına rağmen uygulanmadığı belirtilen karar sayısının kaç olduğu sorulan önergede, bu durum nedeniyle Avrupa Konseyi nezdinde yürütülen ihlal süreçlerinin bulunup bulunmadığı da yer aldı. Osman Kavala ve benzeri dosyalarda AİHM ve AYM kararlarının uygulanmamasının hukuki gerekçesi de sorular arasında yer aldı.

KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE KORUYUCU ÖNLEMLER

Tanrıkulu, 2025 yılı itibarıyla kadın cinayeti sayısının kaç olduğunu, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen koruma kararlarının ne kadarının etkin biçimde denetlendiğini ve elektronik kelepçe uygulamasından yararlanan dosya sayısını da sordu.

Önergede ayrıca, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının ardından kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik hangi yeni önlemlerin alındığı ve Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olmasına ilişkin bir çalışma bulunup bulunmadığı soruları yer aldı.

Kaynak: BirGün