DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Abdullah Öcalan ve Selahattin Demirtaş üzerinden yaptığı değerlendirmeye yanıt verdi. Tartışmanın İmralı’daki barınma koşullarına indirgenmesine karşı çıkan Bakırhan, “Mesele konut değil, konumdur” dedi.
Öcalan’ı Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin “baş müzakerecisi” olarak tanımlayan Bakırhan, üstlendiği rolün yasal güvenceye kavuşturulmasını istedi. Demirtaş’ın ise demokratik siyasetin yetiştirdiği önemli bir siyasetçi olduğunu belirterek iki ismin durumunun aynı başlık altında ele alınamayacağını savundu.
Özgür Özel’in sözlerine tepki
Özgür Özel’in, “Birilerinin eve çıkmasını konuşmak yerine Demirtaş’ın evine kavuşmasını konuşmak isteriz” şeklindeki sözlerini değerlendiren Bakırhan, bu yaklaşımı yadırgadığını söyledi.
Öcalan’ın durumunun bir “emlak meselesi” gibi ele alınamayacağını belirten Bakırhan, “Bir emlak olayına indirgeniyorsa çözümü nasıl gündemine alacak?” diye sordu.
Bakırhan, Özel’in sürece ilişkin bugüne kadarki tutumunu genel olarak olumlu bulduklarını da ekledi. CHP’nin sürecin ikinci aşamasında daha bütünlüklü bir katkı sunmasını beklediklerini ifade etti.
“Rolü hukuken tanımlanmalı”
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde önemli gelişmelerin eşiğinde olunduğunu savunan Bakırhan, Öcalan’ın rolünün yalnızca fiilî düzeyde bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Öcalan’ın silahsızlanmanın yanı sıra siyasallaşma aşamasında da rol üstlenebilmesi için gerekli koşulların oluşturulmasını isteyen Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
“Rol fiilen verilmişse karşılığı hukuken de tanımlanmalı. Statü, yetki, sorumluluk ve iletişim kanalları yasayla belli olmalı.”
Bakırhan, Öcalan’ın görüşme yapabilmesi, mesaj iletebilmesi ve siyasi-toplumsal aktörlerle temas kurabilmesinin sürecin işleyebilmesi açısından gerekli olduğunu savundu.
“Henüz başlangıçtayız”
Son iki yılda Türkiye ve Ortadoğu’daki gelişmelere rağmen önemli engellerin aşıldığını belirten Bakırhan, sürecin tamamlanmadığını söyledi.
Kürtçe “Bi gulekê bihar nayê” sözünü hatırlatan Bakırhan, “Bir çiçekle bahar gelmez; her şey bitmiş değil, henüz başlangıçtayız. Ancak bugün dünden daha umutluyuz” değerlendirmesinde bulundu.
Devlet ile Öcalan ve hareketin yönetimi arasındaki görüşmelerin sürdüğünü söyleyen Bakırhan, Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından yeni bir aşamaya geçileceğini düşündüklerini belirtti.
Öcalan’ın Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nda yer alacağı yönündeki iddialar hakkında ise resmî bir açıklama bulunmadığını kaydetti.
Demirtaş ve Öcalan için ayrı değerlendirme
Bakırhan, Selahattin Demirtaş’ın özgürlüğü ile Öcalan’ın müzakere sürecindeki rolünün birbirine karşıt iki konu gibi sunulmaması gerektiğini söyledi.
Demirtaş’ı “demokratik siyaset mücadelesinin yetiştirdiği çok kıymetli bir siyasetçi” olarak tanımlayan Bakırhan, DEM Parti’nin talebinin yalnızca bir kişinin cezaevinden veya İmralı’dan çıkması olmadığını belirtti.
Bakırhan, temel amaçlarının Kürt meselesini demokratik siyaset alanına taşımak ve bu alana güçlü biçimde katılmak olduğunu ifade etti.

Dönüşler ve cezaevleri için adım beklentisi
Sürece ilişkin bir çerçeve yasa çıkarılmasını ve bu yasa kapsamında kurulacak yapıların hızla çalışmaya başlamasını isteyen Bakırhan, dönüşlerin sağlanması ve cezaevlerinin boşalmasına yönelik adımlar beklediklerini söyledi.
İlk aşamanın ardından Türkiye’nin demokratikleşmesi ve “Demokratik Cumhuriyet” sürecine geçilmesi gerektiğini savundu.
“Sosyal medya dezenformasyon alanına dönüştü”
Bakırhan, sosyal medyada süreç hakkında kaynağı belirsiz bilgilerin yayıldığını ve barış umudunun zayıflatılmaya çalışıldığını ileri sürdü.
Sürece yöneltilen bütün eleştirilerin aynı kategoride değerlendirilemeyeceğini belirten Bakırhan, haklı kaygıları bulunan kesimlerle konuşmaya açık olduklarını söyledi.
Sol ve sosyalist çevrelerin süreçte daha güçlü rol almasını istediklerini de ifade etti.
“Türkiye’yi yönetmeye talibiz”
DEM Parti kongresinde öne çıkarılan Demokratik Cumhuriyet Hareketi’ne ilişkin konuşan Bakırhan, yeni yapının yalnızca belirli bir toplumsal kesime seslenmeyeceğini belirtti.
Kürtler, Türkler, Aleviler, kadınlar, gençler, emekçiler, engelliler, göçmenler ve farklı inanç gruplarını kapsayan bir örgütlenme hedeflediklerini aktardı.
“Türkiye’yi yönetmeye talibiz” diyen Bakırhan, bunun için partinin dilinde, örgütlenme modelinde ve toplumsal temaslarında değişiklikler yapacaklarını söyledi.
Borsa İstanbul için araştırma istedi
Bakırhan, Borsa İstanbul’daki gelişmeleri sıradan bir piyasa dalgalanması olarak görmediklerini de belirtti.
SPK ve diğer kurumların olağandışı hareketler karşısındaki tutumunun araştırılmasını isteyen Bakırhan, küçük yatırımcıların yaşadığı kayıpların giderilmesi gerektiğini savundu.
“Kim kazandı, kim kaybetti, kim göz yumdu; bunların tamamı açığa çıkarılmalı” dedi.
“Herkesi barışa güç vermeye çağırıyoruz”
Türkiye’deki sürecin Suriye, Irak ve İran’daki Kürt meselesinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyleyen Bakırhan, demokratik ve hukuki bir çözümün bölgedeki gelişmeleri de etkileyebileceğini ifade etti.
Suriye’de Kürtlerin dili, yerel yönetim modeli, siyasi temsili ve kadınların kazanımlarının hangi hukuki güvencelere kavuşacağının belirleyici olacağını kaydetti.
Bakırhan, açıklamasını “Silahların değil sözün, korkunun değil siyasetin konuşabileceği bir kapı açık. Herkesi barışa güç vermeye davet ediyoruz” sözleriyle tamamladı.