İstanbul'da düzenlenen "İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı" ikinci gün oturumlarıyla devam etti. Konferansta konuşan deneyimli siyasetçi Ahmet Türk, geçmişten bugüne Kürt siyasetinin yaşadığı süreçleri değerlendirirken, demokratik siyaset ve toplumsal barış vurgusu yaptı.
"Demokratik Siyaset ve Toplumun Gücü: Yerelden Demokratik Cumhuriyete" başlıklı oturumda konuşan Türk, yıllardır demokratik çözüm ve ortak yaşam perspektifini savunduklarını söyledi.
"Demokratik Siyasetten Vazgeçmedik"
Geçmiş dönem siyasi deneyimlerini paylaşan Ahmet Türk, Halkın Emek Partisi'nden (HEP) bugüne kadar Kürt siyasi hareketinin benzer talepleri dile getirdiğini ifade etti.
Türk, Kürt ve Türk halklarının demokratik değerler etrafında buluşmasını savunduklarını belirterek, yaşanan baskılara ve siyasi engellere rağmen demokratik siyasetten vazgeçmediklerini söyledi.
1990'lı yıllarda yaşanan faili meçhul cinayetleri hatırlatan Türk, Musa Anter ve Mehmet Sincar gibi isimleri kaybettiklerini ancak buna rağmen demokratik mücadele çizgisini sürdürdüklerini ifade etti.
Özal Anısını Paylaştı
Konuşmasında eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile yaşadığı bir anıyı da aktaran Ahmet Türk, 1993 yılında Şam'a gitmeden önce Özal ile görüştüklerini anlattı.
Türk, Özal'ın o dönemde silahla çözümün mümkün olmadığını, demokratik siyasetin güçlendirilmesi gerektiğini söylediğini belirterek, geçmişte de çözüm için somut önerilerin gündeme geldiğini ifade etti.
"Toplumda Güvensizlik Oluşuyor"
Sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türk, son aylarda çeşitli görüşmeler yapılmasına rağmen kamuoyunun sürecin yol haritasına ilişkin yeterli bilgiye sahip olmadığını söyledi.
Kürt siyasetinin sürecin başarıya ulaşması için sabırlı davranacağını ifade eden Türk, buna rağmen toplumda giderek artan bir güvensizlik hissinin oluştuğunu belirtti.
Toplumsal barışın sağlanabilmesi için Türkiye'deki demokrasi güçlerinin ve farklı siyasi çevrelerin ortak çabasına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Türk, sürecin ilerlemesi için daha güçlü bir toplumsal destek gerektiğini dile getirdi.

"Kürt Sorunu Benim"
Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde Kürt meselesine ilişkin kişisel bir örnek veren Ahmet Türk, sorunun özünü kimlik ve eşit yurttaşlık talebi üzerinden anlattı.
"Kürtler ne istiyor?" sorusuna kendi yaşamından örnek vererek yanıt veren Türk, Kürtlerin kimliklerinin, dillerinin ve varlıklarının tanınmasını istediğini ifade etti.
Türk, Kürt siyasetinin hiçbir zaman ayrıştırıcı bir anlayışla hareket etmediğini belirterek, halkların kardeşliğini ve ortak yaşamı savunmaya devam edeceklerini söyledi.
"Birleştirici Olun"
Konuşmasının sonunda sürecin tüm taraflarına çağrıda bulunan Ahmet Türk, toplumsal barışın güçlenmesi için kapsayıcı ve birleştirici bir dilin önemine dikkat çekti.
Türk, Türkiye'nin geleceğini güvence altına alacak demokratik adımların atılması gerektiğini belirterek, sorunların demokratik siyaset yoluyla çözülebileceğine olan inancını koruduğunu ifade etti.