16 Şubat’ta Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmenin ardından, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, Yeni Özgür Politika gazetesine değerlendirmelerde bulundu. Buldan, görüşmede sürecin seyri, cezaevlerindeki durum ve “demokratik entegrasyon” başlıklarının ele alındığını belirtti.
Buldan, Öcalan’ın sağlık durumunun iyi olduğunu ve toplantıya hazırlıklı katıldığını ifade etti.
GÖRÜŞMENİN İÇERİĞİ VE HAZIRLIK SÜRECİ
Buldan, Öcalan’ın toplantıya taslak bir gündemle geldiğini aktararak görüşmenin yoğun bir çerçevede geçtiğini söyledi:
“Sayın Öcalan her zaman meseleye çok ciddi yaklaşır. Sürekli hem dinleyen hem konuşan bir konumda olduğu için çayını bile bazen içmeye fırsat bulamıyor. Biz çay, su içiyoruz ama bazen kendisi bir yudum su bile içmeden toplantıyı bitirebiliyor. Böyle ciddi bir görüşme oluyor. Her geldiğinde zaten gündemini önceden belirleyen, bir taslak halinde getiren, bu taslağı da toplantının başında bizimle paylaşan ama ağırlıklı olarak gündeme yoğunlaşan bir toplantı hali içerisinde oluyoruz”
CEZAEVLERİ VE KADIN TUTUKLULAR GÜNDEMDE
Görüşmede cezaevlerindeki tutukluların durumunun özel olarak ele alındığını belirten Buldan, özellikle kadın tutuklulara dair sorular yöneltildiğini aktardı:
“Cezaevlerindeki arkadaşlarımızın durumunu sordu. Yine cezaevlerindeki kadınların durumunu özel olarak sordu. Ki her görüşmede zaten cezaevlerinde olan arkadaşlarımıza selamlarını iletiyor. Bir kez daha bizim aracılığımızla da tüm cezaevlerindeki yoldaşlara selam söyleyin diye de belirtti. Özellikle bu sefer Sincan Cezaevi’ndeki kadın arkadaşları sordu. Hatta benim onları ziyaret etmemi, özel selamlarımı da iletirsin diye ifade etti. Ben de en yakın zamanda Sincan Cezaevi’ndeki kadınlarla görüşmek için gideceğim. Yine İsmail Beşikçi’ye özel bir mesaj gönderdi. Vefat eden Selim Sadak’ın ailesine de başsağlığı dileklerini iletti. Yine soran, merak eden herkese selamlarını ve sevgilerini iletti.”
GÖRÜŞME KOŞULLARI VE İLETİŞİM KANALLARI
Buldan, görüşme imkanlarının sınırlı olduğunu belirterek temas kanallarının genişletilmesi gerektiğini ifade etti:
“Henüz koşullarında bir iyileşme olduğunu söylemek zor. Bizim dışımızda zaten giden ve görüşen yok. İmralı Heyeti ayda bir kez görüşme gerçekleştiriyor.
Bunun yanı sıra zaman zaman ailesi, zaman zaman da avukatların gittiğini görüyoruz. Ancak bunların daha fazla olması gerektiğini hem kendisi söylüyor hem biz ifade ediyoruz. Dışarıyla daha çok bağının kurulması, bağlantı kurması, farklı kesimlerle görüşmeler yapması, işte gazeteciler, akademisyenler, yine siyasetin bazı kesimleriyle diyalog içerisinde olmasının sürecin ilerlemesine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Bu yönlü çalışmalarımız var tabii ki, iktidarla özellikle devlet yetkilileriyle bu konuyu görüşüyoruz. Yasal düzenlemeler artık hayata geçme aşamasına geldi. Bundan sonraki süreçte tabii ki Sayın Öcalan’ın bu kanallarının açık olması gerekir. Yani farklı şahsiyetlerle görüşmeler yapması konusunda, umarız bu yol en kısa zamanda açılır.”
“Demokratik Entegrasyon” Yaklaşımı
Buldan, Öcalan’ın entegrasyon kavramını iki aşamalı bir süreç olarak değerlendirdiğini söyledi:
“Sayın Öcalan demokratik entegrasyon derken klasik bir bütünleşmeden bahsetmiyor. İki aşama olarak nitelendirdiği süreçle alakalı olarak birinci aşamayı artık bitirdik, tamamladık dedi. Yani çatışma bitti, silahlar bir şekilde işte sembolik de olsa bırakıldı. Sayın Öcalan, yasal düzenlemeyle birlikte demokratik bir entegrasyonun hayata geçmesi gerektiğini söyledi. Bu bildiğiniz klasik bir bütünleşme değil. Entegrasyon gerçekleşirken birbirinin haklarını güvence altına almaya çalışan bir entegrasyondan bahsetti. Burada tabii ki bahsedilen Kürt halkının başta anadili meselesi olmak üzere birçok konuda beklentisi var. Bütün bu ifade edilen konularla ilgili bir güvenceye ihtiyaç olduğunu söyledi. Kürt halkının hakkını koruyan, hukukunu koruyan, dilini, kimliğini, kültürünü koruyan bir yaklaşımın hayata geçmesi gerektiğini ifade etti. Entegrasyon ancak böyle hayata geçebilir.”
İKİNCİ AŞAMA: YASAL DÜZENLEME VE DÖNÜŞ SÜRECİ
Buldan, entegrasyonun ikinci ayağının silah bırakanlar, cezaevindekiler ve yurt dışında yaşayanları kapsadığını belirtti:
“İkinci aşama olarak gördüğü ve nitelendirdiği bu entegrasyon meselesinin diğer bir ayağı da çıkacak olan yasayla birlikte silahını bırakacak olan insanların nasıl entegre olacağı konusudur. Türkiye’ye ya da başka yere gitmesi konusunda nasıl bir yol izleneceğinin de tartışmasını yürüttü. Belki bunlar için henüz erken dedi ama yasa çıkar çıkmaz bu konuda elbette ki bir planlama yapmaya ihtiyaç var diye belirtti. Yani bu insanlar ne olacak? Örneğin Kandil’deki insanlar ne olacak? Mexmûr’daki insanlar ne olacak? Yine yurt dışında insanlar var. Siyasi nedenlerle ülkeden çıkmış, yurt dışına yerleşmiş. Yine cezaevinde siyasi nedenlerle tutuklu binlerce insan var. Bütün bunları yasayla birlikte entegrasyonu nasıl olacak diye de tartışmak gerekiyor dedi.”
MECLİS RAPORUNA DEĞERLENDİRME
Buldan, Meclis Komisyonu tarafından hazırlanan rapora ilişkin bazı başlıklarda şerh koyduklarını ifade etti:
“Evet, bu rapor tabii ki kıymetli bir rapor. Meclis çatısı altında kurulan komisyonun özellikle çoğunluğunun mutabakatının olduğu bir rapor. Ancak bizim iki konuda eleştirimiz ve şerhimiz oldu. Kürt sorunu bir terör sorunu olarak ifade edilemez. Biz yıllardır Kürt sorununun neden kaynaklandığını, sebebinin ne olduğunu ifade ediyoruz. Dolayısıyla Kürt sorununa bir terör sorunu olarak bakmak işte terör, terörist, terörsüz Türkiye gibi kavramların bu raporda olmaması gerektiğini ifade ettik. Yine bir anadil meselesine yaklaşımın özellikle eksik olduğu kanaatine vardık bu raporda. Biz bu rapora iki nedenden dolayı sadece şerh yazdık ama onun dışındaki bütün yapıcı olumlu kısımlarına tabii ki katılıyoruz. Bu rapor çok büyük bir emeğin sonucu ortaya çıktı. Şimdi bu raporun ihtisas komisyonuna bir an önce gönderilmesi ve yasa hazırlıklarının başlaması gerektiğini düşünüyoruz ki bu konuda hızlı bir şekilde adımlar atılsın. Yoksa zamana bırakılan, zamana yayılan her mesele bir sürü arızayla karşı karşıya kalıyor, bozmak isteyen çevrelerin oyunlarıyla karşı karşıya kalıyoruz.”
GÖRÜŞME ÖZETLERİ KAMUOYUNA SUNULACAK
Buldan, bundan sonraki süreçte görüşmelere ilişkin daha kapsamlı özetlerin paylaşılacağını belirtti:
“Evet, bizim yaptığımız görüşmenin bir özeti olarak da okunabilir. Artık kısa açıklamalar yerine görüşmelerin özetini sunacak bir açıklama yapacağız. Çünkü kısa açıklamalar kamuoyunu tatmin etmiyor. İnsanların büyük beklentileri var. Neler konuşuluyor, neler gündeme geliyor? Sayın Öcalan’ın bir aylık süreç içerisindeki meselelere, yaşananlara dair yaklaşımı nedir? Birçok konuda insanların kafasında soru işareti var. Yayınladığımız metin Sayın Öcalan’la yaptığımız görüşmenin genel çerçevesi olarak okunabilir.”
ULUSAL BİRLİK VE GAZETECİLERLE GÖRÜŞME TALEBİ
Buldan, Öcalan’ın ulusal birlik vurgusunu yinelediğini belirterek şu ifadeleri aktardı:
“Uzun süredir aslında Sayın Öcalan’ın ulusal birlik meselesine yaklaşımını biliyoruz. Son Rojava’ya yapılan saldırılarla birlikte bir kez daha ulusal birliğin ruhu yakalandı aslında. Avrupa’da, dünyanın her yerinde Kürt halkı yaşadığı her yerde buna karşı yaklaşımını ortaya koydu, özellikle Kürtlerin yaşadığı dört parçadaki birlik tarihiydi. Rojava’ya sahip çıkma ruhuydu. Ben bu meselenin bir masa etrafında müzakereyle, diyalogla çözülmesinde bütün Kürtlerin direnişinin etkili olduğunu düşünüyorum. Tabii Sayın Öcalan’ın bu konuda büyük çabaları var. Güney Kürdistan’da Sayın Barzanilerin, Sayın Talabanilerin ortaya koymuş olduğu yaklaşımlar var.
Bunlar çok çok kıymetli gerçekten. Büyük bir değer biçiyoruz, büyük bir kıymet veriyoruz bunlara. Hepsinin, herkesin emeği var. Bu ruh yakalandı ve bu ruhu artık ete kemiğe büründürmek gerekiyor. Sayın Öcalan’ın bu konudaki görüşü her zaman nettir. Ulusal birlik kaçınılmaz bir şey olarak önümüzde duruyor. Bundan sonrası için muhtemelen farklı bir iletişimle belki de yapılacak olan müzakerelerle, konuşmalarla bunu hayata geçirmek gerekiyor artık.”
Gazetecilerle görüşme talebine ilişkin ise şu sözleri aktardı:
“Hatta birkaç gazetecinin soru gönderip onları cevaplaması talebi vardı. Biz bunu ilettiğimiz zaman böyle bir yöntemi doğru bulmadığını söyledi.
Esas mesele biraz şurada tıkanıyor dedi. Yani benim basın mensuplarıyla bir röportaj yapma, bir basın toplantısı yapma gibi bir talebim var. Böyle bir hakkımın olduğunu da düşünüyorum diye belirtti. Dolayısıyla gazetecilerle bir araya gelmeyi çok önemsiyor. Süreci başından sonuna kadar kendileriyle paylaşmayı çok önemsiyor. Bunu bu sefer de söyledi. Bir gazeteci ekibiyle oturup konuşmak, onlarla süreci tartışmak ve onlara röportaj vermek gibi bir niyetinin olduğunu ifade etti. Bunun tabii biz de takipçisi olacağız ve bu konudaki gelişmeleri yakından takip edeceğiz. Ama henüz böyle bir şey yok. Bunu hayata geçirmek için tabii biz de çaba sarf edeceğiz”





