Muş’un Varto ilçesinde yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı başlatılan nöbet eylemi, kadınların kararlı duruşuyla yeni bir boyuta taşındı.
Muş’un Varto ve Bingöl’ün Karlıova ilçelerini kapsayan bölgede kurulması hedeflenen JES projesine yönelik tepkiler dinmiyor. Bölge halkının 3 Mayıs’ta başlattığı çadır nöbeti, hukuki süreçle paralel olarak kararlılıkla devam ediyor. Eylemin en ön saflarında yer alan kadınlar, doğanın talan edilmesine ve yaşam alanlarının yok edilmesine izin vermeyeceklerini haykırıyor.
Uluslararası boyutta mücadele
Varto-Avrupa Ekoloji Platformu üyesi Fatma Güneşer, projenin sadece yerel değil, küresel bir tehdit olduğunu vurguladı. Yurt dışındaki ekoloji federasyonlarıyla iş birliği yaptıklarını belirten Güneşer, “UNESCO’ya başvurmak için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Ekim ayında Avrupa’nın farklı ülkelerinden derneklerin katılımıyla bir sempozyum düzenleyerek Varto’nun sesini dünyaya duyuracağız. Bu projeler sadece toprağı zehirlemekle kalmıyor, zorunlu göçü tetikleyerek kültürel bir erozyona da yol açıyor” dedi.
Deprem riski ve ekolojik yıkım uyarısı
İstanbul’dan gelerek nöbete destek veren Çiğdem Aktepe, bölgedeki sondaj çalışmalarının yaratacağı tehlikelere dikkat çekti. Aktepe, “Bölgemiz zaten ciddi bir deprem riski altında. Yapılacak sondajlar, sadece Varto’yu değil, çevre illeri de içine alacak büyük bir yıkımı tetikleyebilir. Suyumuzun, havamızın ve ağacımızın kimyasal maddelerle kirletilmesine göz yummayacağız. Kadınlar olarak burada nöbet tutarak geleceğimizi savunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Yer altı kaynaklarına göz diktiler
İki aydır nöbet alanında bulunan Hatice Doğan ise şirketlerin kâr hırsına karşı topyekûn bir direniş çağrısı yaptı. Daha önce HES projeleriyle suların ellerinden alındığını hatırlatan Doğan, şunları söyledi: “Şirketler yeryüzünü tükettikten sonra şimdi de gözlerini yer altına dikti. Ege’den Karadeniz’e kadar ülkenin dört bir yanında doğa katlediliyor. Bu sadece bir bölgenin sorunu değil, yaşamın savunulması meselesidir. Her yerde bu talana karşı sesimizi yükseltmek zorundayız.”
Bölge halkı, hukuki süreç sonuçlanana ve proje iptal edilene kadar çadır nöbetini sürdürmeye kararlı olduklarını belirtiyor.