Mardin’in Midyat ilçesindeki bağlarda yetişen mazrone üzümü, geleneksel yöntemlerle işlenerek sofraların vazgeçilmezi olan pekmeze dönüşüyor. Bölgenin iklimiyle özdeşleşen bu üzüm türü, sadece taze tüketimiyle değil, zahmetli bir üretim sürecinin ardından elde edilen pekmeziyle de yöre halkı için büyük önem taşıyor. Emek ve sabır isteyen bu geleneksel süreç, Mardin’in tarımsal mirasını gelecek kuşaklara aktarmaya devam ediyor.
Bağlardan kazanlara uzanan yolculuk
Mazrone üzümünün pekmeze dönüşme serüveni, bağlarda olgunlaşan salkımların özenle toplanmasıyla başlıyor. Hasat edilen üzümler, pekmez yapımına uygun şekilde ezilerek şıra haline getiriliyor. Elde edilen üzüm suyu, kabuk ve çekirdek gibi kalıntılardan tamamen arındırılıyor. Ardından büyük kazanlara alınan şıra, kontrollü bir ateş üzerinde uzun süre kaynatılıyor. Suyun buharlaşmasıyla birlikte şıra yoğunlaşıyor ve üzümün özü ortaya çıkıyor. İstenen kıvama ulaşan pekmez, dinlendirildikten sonra tüketilmek üzere uygun kaplara alınıyor. Bu süreç, bölge halkının toprağa olan bağlılığını ve geleneksel üretim yöntemlerine duyduğu saygıyı gözler önüne seriyor.
Yöresel kültürün sofralara taşınan mirası
Mazrone üzümünden pekmez üretimi, yalnızca bir gıda hazırlama süreci değil, aynı zamanda Mardin ve Midyat’ın köklü yaşam kültürünü yansıtan bir değerdir. Bağ bozumu döneminde yoğunlaşan bu çalışmalar, üreticilerin emeğini ve kuşaklar boyunca aktarılan bilgi birikimini bir araya getiriyor. Midyat’ın yerel kimliğinin önemli bir parçası olan mazrone üzümü, Türkiye’nin pek çok farklı noktasına gönderilerek yöresel lezzetlerin tanıtılmasına katkı sağlıyor. Çiftçi Halil Tunçer, mazrone üzümünün ekim ve kasım aylarında toplandığını ve cevizli sucuk, pestil gibi ürünlerin yapımında da kullanıldığını vurguluyor. Fidan Tunçer ise üzümlerin sabahın erken saatlerinde büyük bir titizlikle toplandığını ifade ediyor. Hamza Tunçer de mazrone üzümünün sıcak ve güneşli iklimi sevdiğini, Midyat bağcılık kültürünün en önemli temsilcilerinden biri olduğunu belirtiyor. Bu geleneksel üretim, doğal ürünlere olan ilginin arttığı günümüzde kültürel mirasın korunması açısından da kritik bir rol oynuyor. Bağlardan başlayıp kazanlarda son bulan bu yolculuk, Mardin’in bereketli topraklarının sunduğu lezzetleri sofralara taşımayı sürdürüyor.