Diyarbakır Barosu'nun da aralarında bulunduğu toplam 15 bölge barosu, Halk TV'nin merkez binasına polis güçlerinin girmesi, kanala kayyım atanması ve yayınların durdurulmasıyla ilgili olarak ortak bir basın açıklaması gerçekleştirerek tepkilerini dile getirdi. Barolar, bu durumu basın ve ifade özgürlüğü ile toplumun haber alma hakkına yönelik bir müdahale olarak nitelendirerek endişelerini ifade etti. Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Dersim, Diyarbakır, Hakkari, Iğdır, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van baroları, Halk TV'ye yönelik bu müdahalelere karşı birlik olarak ses yükseltti.
Baroların Ortak Açıklaması
Ortak açıklamada, "Kayyım Uygulamaları Şiddetle Reddediyoruz!" başlığıyla basın özgürlüğünün, demokratik bir hukuk devletinin temel taşlarından biri olduğu vurgulandı. Barolar, Halk TV'nin merkez binasına yapılan polis baskını, kayyım atanmasını ve kanalın yayınlarının durdurulmasını basın ve ifade özgürlüğü ile halkın haber alma hakkına yapılan doğrudan bir müdahale olarak değerlendirdi. Bu tür müdahalelerin, yalnızca medyanın işleyişini değil, aynı zamanda bireylerin farklı görüşlere ulaşmasını da tehlikeye attığını ifade ettiler. Basın özgürlüğünün Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alındığını belirten barolar, bu özgürlüğe yönelik tehditlerin her bir bireyin haber alma hakkını da kısıtladığına dikkat çekti.
Eleştirel Seslerin Susturulmasına Yönelik Kaygılar
Açıklamada, son dönemlerde basın kuruluşlarına, gazetecilere ve muhalif fikirlere yönelik artan operasyonların, toplumda kaygıların derinleşmesine yol açtığı kaydedildi. Barolar, hukuki süreçlerin muhalefeti kontrol altına alma ve eleştirel bakış açılarının susturulması için bir araç haline geldiğine yönelik endişelerin yer bulduğunu ifade etti. Bu tür müdahalelerin yalnızca basın özgürlüğünü kısıtlamakla kalmayıp, toplumun farklı görüşlere erişimini ve haber alma haklarını da tehdit ettiğini vurguladılar.

Demokratik Toplum İçin Çağrı
Barolar, toplumsal barışın ve demokratikleşmenin önem taşıdığı bir dönemde, muhalif seslerin susturulmasının ve temel hakların kısıtlanmasının demokratik toplum inşası hedefiyle uyumlu olmadığını belirtti. Açıklamada, farklı düşüncelerin baskı altında değil, özgürce ifade edildiği bir ortamın gerekliliği ön plana çıkarıldı. “Hukukun üstünlüğünü, çoğulcu demokrasiyi ve temel hakları savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz” ifadeleriyle açıklamalarını noktalandırdılar.