Elazığ’da yaşayan Naci Demirpolat, evinin bahçesinde topladığı 50 ila 200 yıllık tarihi tarım aletleri ve etnografik objelerle adeta bir açık hava müzesi kurdu. Elazığ’ın merkez Beyyurdu Küme Evleri’nde yaşayan Demirpolat, 2004 yılında inşa ettiği müstakil evinin bahçesini geleneksel üretim araçlarının sergilendiği bir alana dönüştürdü. Eski eşyalara ve geçmişin üretim kültürüne duyduğu merakla yola çıkan Demirpolat, bölgede geçmişte kullanılan tarım aletlerini ve ev eşyalarını bir araya getirmeye başladı. Demirpolat’ın bu tutkusunu duyan yakın çevresi, akrabaları ve mahalle sakinleri de ellerindeki tarihi objeleri ona teslim ederek koleksiyonun büyümesine büyük katkı sağladı. Bugün bahçede 50 ile 200 yıl arasında değişen geçmişe sahip çok sayıda araç gereç sergileniyor. Sergi alanında yaklaşık 150 yıllık çeyiz sandığı, 100 yılı aşkın süredir korunan ahşap kürek ve deri el işçiliğiyle yapılan saman yabası gibi parçalar dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra ahşap tekerlekler, yabalar, sandıklar ve toprak küpler de bahçede özenle koruma altına alınan diğer objeler arasında yer alıyor. Demirpolat, sergi alanını daha da zenginleştirmek amacıyla tarihi nitelikteki eşyaları toplamaya devam ettiğini belirtiyor.
Geçmişin izlerini bahçesinde yaşatıyor
Teknolojinin gelişmediği dönemlerde el emeğiyle kullanılan ve günümüzde işlevini yitirmiş olan bu gereçleri muhafaza ettiğini belirten Demirpolat, süreci şöyle anlatıyor: Bu evi 2004 yılında tamamladım. 2004 yılından sonra bahçe etrafını düzenlemek gerekti. Bu düzenlemeleri yaptıktan sonra da eski eşyalara hevesliydim, meraklıydım. Çocukluğumuzdan kalan eşyaları, zamanında köylerde kullanılan tarım aletlerini bu bahçede sergilemeyi düşündüm. Birkaç parça bulduktan sonra böyle yavaş yavaş millet de, tanıdıklar da, akrabalar da topladığımı öğrenince herkes elindeki eşyalardan gelip götürmemi istediler. Ben de bunları aldım, topladım. Güzel bir çalışma oldu. Gün geçtikçe tarım aletlerinin sayısı arttı. Zenginleşince de bahçede güzel bir otantik ortam oluştu. Bu hep hayalimdi. Yeni gelen nesle eski kültürün aktarılması yapılsın diye hep hayal ederdim. Eskiden insanlarımız teknolojinin gelişmediği dönemlerde bütün işlerini el aletleriyle yürütürlerdi. İşte burada birçok malzemeyi insanlar elle tarımını yapmışlar, geçimlerini sağlamışlar, hatta ekonomiye katkı sunmuşlar.
Kültürel mirası genç kuşaklara aktarıyor
Sergilenen eserlerin 50 ila 200 yıl arasında değişen bir geçmişe sahip olduğunu ifade eden Naci Demirpolat, artık günümüzde bu eşyaların kullanılmasının imkansız hale geldiğini vurguluyor. Ben de bunu evimin bahçesinde sergiliyorum. Gelen misafirlerimizle bahçede oturuyoruz, güzel bir ortam oluyor. Hem de eskiyi yad etmiş oluyoruz. Gençlerimize de eski kültürü aktarmış oluyoruz, böyle bir fırsatımız oluyor. Bunun için gayet mutluyum. Bahçemde böyle bir sergi düzenlediğim ya da böyle bir konsept ayarladığım için de mutluyum. Vatandaşlar tarafından da ilgi görüyor. Sosyal medyada hatta bahçeyi gelip çekelim, biz de şey yapalım diye hiç tanımadığım insanlar bahçeye ilgi gösteriyorlar. Sadece gelen misafirlerimle böyle bir ortamda oturmayı, sohbet etmeyi daha çok seviyorum. 150-200 yıllık eşyalardan tutun en eski, en yeni eşyamız en az 50 sene civarındadır. Çünkü 100 yıl önce, 50 yıl önce kullandığımız malzemeler şu an bahçemizde sergileniyor. En eski eşyamız 200 yıla kadar var. Çeyiz sandığı var 150 yıla yakın. 100 yılın üzerinde olan amcamın verdiği ahşap kürek var. Şüşnaz Köyü’nden eniştemin babasının kendi elleriyle deriyle yapmış yaba var, buna da saman anadotu diyorlar. Bu tür eşyalar bahçemizde bulunuyor. Bunun zenginleşmesi, türünün artmasını istiyoruz. Tanıdıklarımız, çevremizde elinde olan varsa, buradan da duyuralım istedik.