Van Barosu, Diyarbakırlı üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüyle ilgili hazırladığı raporda, resmi otopsi sonuçlarını çürütecek teknik detaylara dikkat çekerek soruşturmadaki kritik eksiklikleri masaya yatırdı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in, 18 gün süren arama çalışmalarının ardından Van Gölü kıyısında cansız bedeninin bulunmasıyla sonuçlanan trajik olay, hukuki bir tartışmanın odağına yerleşti. Van Barosu Kadın Hakları Merkezi, olayın üzerindeki sis perdesini aralamak amacıyla kapsamlı bir rapor yayımlayarak, soruşturmanın seyrini değiştirebilecek tespitlerde bulundu.
DNA incelemelerinde dikkat çeken bulgular
Soruşturma dosyasındaki en çarpıcı detaylardan biri, Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan biyolojik incelemeler oldu. Kabaiş’in vücudunun farklı noktalarında iki ayrı erkeğe ait DNA profiline rastlanması, cinayet şüphesini güçlendiren bir unsur olarak öne çıktı. Bu bulgular ışığında, arama-kurtarma personeli ve otopsi sürecine dahil olanlar başta olmak üzere 490 kişiden örnek alındı. Toplamda 2 bin erkekten alınan DNA örnekleri üzerinde yapılan karşılaştırmalardan ise henüz somut bir eşleşme elde edilemedi.
Akciğerlerdeki çelişki ve diatom testi
İstanbul Adli Tıp Kurumu, genç kızın ölüm nedenini "suda boğulma" olarak raporlasa da, Van Barosu bu sonuca bilimsel verilerle karşı çıktı. Raporda, boğulma vakalarında beklenen temel bulgulardan biri olan akciğerlerde su bulunmaması durumu, "ciddi bir çelişki" olarak nitelendirildi. Baro yetkilileri, ölümün gerçekleştiği yeri kesin olarak saptayacak olan diatom testinin, "Türkiye'de uygulanmadığı" gerekçesiyle reddedilmesini eleştirerek, bu eksikliğin adaletin tecellisini engellediğini savundu.
Teknoloji engeli aşılamıyor
Soruşturmanın kilit noktalarından biri olan Rojin Kabaiş’e ait cep telefonunun şifresi, aradan geçen uzun süreye rağmen kırılamadı. Türkiye'deki teknik birimlerin yetersiz kaldığı cihaz, uluslararası adli yardımlaşma kapsamında İspanya'ya gönderildi. Ancak İspanyol makamlarından da sonuç alınamaması üzerine, cihazın üreticisi olan Çinli yetkililerle iletişime geçilerek yeni bir teknik inceleme süreci başlatıldı.
İhmal iddiaları ve yurt yönetimi
Kabaiş'in kaybolduğu gün yurda giriş yapmadığının ailesine geç bildirilmesi, olayın ihmal boyutunu gündeme getirdi. Bu gecikme nedeniyle yurt yetkilileri hakkında başlatılan soruşturma süreci devam ediyor. Van Barosu, sadece öğrencinin ölümüyle değil, aynı zamanda üniversite yönetimi ve yurt idaresinin sorumluluğuna ilişkin başvuruların da yakından takipçisi olacaklarını vurguladı. Adaletin sağlanması adına maddi gerçeğin tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini belirten Baro, hukuki mücadelenin süreceğini ilan etti.