DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır'da düzenlenen il kongresinde yaptığı konuşmada sürecin barış ve demokrasiye dönüşmesi için yoğun çaba harcanması gerektiğini vurguladı. Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi'nde gerçekleşen kongreye partinin milletvekilleri, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti temsilcisi katılım sağladı. Bakırhan, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sorunların çözümünün ancak ortak bir mücadeleyle mümkün olabileceğini ifade etti.

Gelecek kaygısı ve çözüm arayışı
Bakırhan konuşmasında toplumun farklı kesimlerinin gelecekten endişe duyduğuna dikkat çekti. Kürtlerin, Alevilerin ve gençlerin yarınlarına dair ciddi kuşkular yaşadığını belirten Bakırhan, Türkiye'nin ekmek, haysiyet ve gelecek meselelerini çözmesi halinde bölgenin en örnek ülkelerinden biri haline gelebileceğini savundu. Bu sorunların aşılması için Türkiye toplumunun tamamını kapsayan bir çözüm iradesinin şart olduğunu dile getiren Bakırhan, partisinin bu doğrultuda mücadele etmeye kararlı olduğunu belirtti.

Karşılıklı adımlar ve beklentiler
Sürece dair değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, Öcalan'ın DEM Parti heyetine ilettiği mesajları hatırlatarak artık gecikmeden karşılıklı adımların atılması gerektiğini söyledi. Ankara'ya seslenen Bakırhan, sürecin mimarı olarak tanımladığı Öcalan'ın yaşam koşullarının düzenlenmesi çağrısında bulundu. Kapıların açılması, basının ve sivil toplum örgütlerinin Öcalan ile görüşebilmesi gerektiğini belirten Bakırhan, bu durumun sürecin şeffaf bir şekilde ilerlemesine katkı sağlayacağını ifade etti. Ekim ayının bu tarihi sürecin hızlanması için bir vesile olmasını dileyen Bakırhan, barışın sadece silahların susması değil, aynı zamanda demokratikleşme ve adaletin tesisi anlamına geldiğini vurguladı. Zindanlarda yaşanan ölümlerin son bulması ve dağdaki insanların toplumsal hayata dönmelerinin önünün açılması gerektiğini belirten Bakırhan, barışı hiçbir eve cenaze gitmemesi, gençlerin yarınlarını planlayabilmesi ve insanların inançlarını özgürce yaşayabilmesi olarak tanımladı. Siyasetin, hukukun ve adaletin ilerlemesi için sürecin bir an önce somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini yineledi.