AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Hamit Sümer, geçmişte bir uzman çavuş tarafından ağır işkenceye uğradığını dile getirdi. Bu durumu Rûdaw'a verdiği röportajda ifade eden Sümer, Kürt meselesinin çözümüne dair süreç hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Üzerine aldığı sert baskıları paylaşarak, "Doğrusunu söyleyeyim, ben bir Kürt'üm." dedi. Babasının bakanlık görevinde bulunduğu dönemle ilgili bir tezat oluşturacak şekilde kendi yaşantısına ışık tutan Sümer, "Babam Genelkurmay'da kırmızı halıyla karşılanırken, ben bir uzman çavuşun işkencesine maruz kaldım." açıklamasında bulundu.
Geçmişteki Zorluklar ve Günümüz Kazanımları
Sümer, geçmişte yaşadıkları zor dönemin birçok genç hayata damga vurduğunu belirtirken, olağanüstü halin kaldırılmasının bir kazanım olduğunu vurguladı. Ancak, mevcut durumun yeterli olmadığını dile getirerek, "Hâlâ taleplerimiz olacak. Çünkü bu millet mazlum, mağdurdur." diye konuştu. Geçmişte edindiği deneyimlerden hareketle, hala çözüme kavuşturulması gereken konular bulunduğunu ifade eden Sümer, ülkedeki sosyal barış ve uzlaşma için daha fazla adım atılması gerektiğine dikkat çekti.
Teşekkür Mitingi Önerisi
Kürt meselesinin çözümüne yönelik atılan adımlara destek vermek adına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için bölgede bir teşekkür mitingi düzenlenmesi gerektiğini öneren Sümer, bu fikrin Neçirvan Barzani'nin açıklamalarından sonra aklına geldiğini kaydetti. Barzani’nin, sürecin olumlu sonuçlanması durumunda Erdoğan'a Nobel Barış Ödülü verilmesi yönündeki önerisini hatırlatan Sümer, "Bundan daha kıymetli ne olabilir?" dedi. Bu şekilde cümlelerini sürdüren Sümer, "Bugün bunu öneren başkanımız da Kürt'tür." ifadesiyle de konunun önemini vurguladı.
İlerleme İçin Önemli Adımlar
Sümer, süreçte ilerlemenin sağlanabilmesi için tarafların kendi aralarındaki sorunları büyütmemesi gerektiğinin altını çizdi. Dış müdahalelere fırsat tanınmaması gerektiğini belirten Sümer, "Başkaları aramıza girerse bu sorunun çözülmesine izin vermezler." dedi. Bu bağlamda, kendi aralarındaki işbirliğinin de önemine dikkat çekti. Ayrıca, toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla sürecin güçlendirilebileceğini ifade etti. Sivil toplum kuruluşları ile siyasi partilerin birlikte hareket etmesinin şart olduğunu belirtti.
Dil Hakkı ve Toplumun Talepleri
Kürtçenin resmî dil hakkına ulaşması gerektiğini belirten Sümer, geçmişte silahın olmadığını ancak dil hakkının hala çözüm beklediğine dikkat çekti. Bu konunun toplumda daha fazla tartışılması gerektiğini vurgulayan Sümer, "Allah'a çok şükür, artık silah kalmadı. Geriye çözülmesi istenen dil hakkı kaldı." dedi. Kürtçe konuşmanın kimseyi rahatsız etmediğini, bu konuda bir adım atılması gerektiğinin altını çizdi.

Geçmişin İzleri ve Kazanımlar
Kürtçe müzik dinleme ve Kürt kültürüne ait materyalleri bulundurmanın geçmişte nasıl bir baskıya uğradığını dile getiren Sümer, bu konudaki örneklerini Şivan Perwer’in kasetlerinden verdi. Önceleri böyle bir kasetin bulundurulmasının suç olarak değerlendirildiğini paylaşan Sümer, "Birinin evinde böyle bir kaset bulunduğunda örgüt dokümanı sayılıyor, suç unsuru olarak değerlendiriliyordu." ifadesini kullandı. Zamanla kazanılmış hakların göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Sümer, eski zorlukların geride kaldığını ancak bu kazanımların daha da ileriye taşınması gerektiğini savundu.