Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Siyasette Cumhurbaşkanı Erdoğan ve CHP Lideri Özel arasında yaşanan "cellat" tartışmasına değinen Doğan, bu tür polemikler yerine barışın inşasına odaklanılması gerektiğini vurguladı. Doğan, ayrıca Abdullah Öcalan ile yapılan görüşme notlarının kamuoyuyla paylaşılmasını talep etti.
GELECEĞİN ONURLU BARIŞI
Siyasi tartışmaların yapıcı olması gerektiğini savunan Doğan, onarıcı adaletin kapısını aralamak için ortak hareket edilmesi çağrısında bulundu. Doğan, konuya ilişkin şunları söyledi:
"Geçmişin cellatlarını yarıştırmak yerine geleceğin onurlu barışını kurmak için hep birlikte çaba içinde olalım. Herkes hatasını, rolünü, sorumluluğunu cesaretle konuşsun ama bunu yeni bir ayrışmanın değil, ortak bir yüzleşmenin, onarıcı bir adaletin kapısını aralamak için hep birlikte yapalım."
YASAL GÜVENCE TALEBİ
Bugüne kadar atılan adımların demokratik siyasete geçiş iradesinin güçlü bir ifadesi olduğunu belirten Doğan, sürecin hukuki bir zemine oturtulması gerektiğini kaydetti. Doğan, beklentilerini şu ifadelerle dile getirdi:
"Bu imkanı eski alışkanlıkları, siyasi çıkarların gölgesindeki tartışmalardan kurtarmak gerekiyor. Toplumun beklentisi de ender rastlanan bu barış imkânının artık yasalarla güvence altına alınması ve yeni bir toplumsal bütünleşme için gerekli hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesine dönük adımların atılmasıdır."
GÖRÜŞME NOTLARI AÇIKLANSIN
Ayşegül Doğan, açıklamasında İmralı görüşmesine dair şeffaflık talebini de yineleyerek, "Öcalan'la yapılan görüşmenin ve 3 katılımcının notlarının kamuoyuyla paylaşılmasını talep ediyoruz" dedi.
Doğan'ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:
"SÜREÇ ŞEFFAF İLERLEMELİ"
Bu sebeple bizim hukuk komisyonumuz bir yandan çalışıyordu, bir yandan insan hakları komisyonumuz çalışıyordu, bir yandan Merkez Yürütme Kurulumuzun bu konuda çalışmaları vardı. Öte yandan Meclis komisyonuyla partimiz arasındaki koordinasyonu sağlayabilmek için bir komisyon koordinasyonu kurduğumuzu da sizlere ifade etmiştik. Dolayısıyla koordinasyonumuz da çalışıyordu.
Şimdi tartışma şu: Bu konuda hem Meclis Başkanı'nın hem de komisyon başkanı olan Sayın Kurtulmuş'un yaptığı bir açıklama saatlerdir tartışılıyor. Bu açıklamaya göre, günlerdir bunun üzerinden spekülasyon yapılıyor biliyorsunuz. Biz buradan çağrımızı yineledik. Ne dedik? Parti olarak çok açık bir biçimde şunu söyledik: Bu sürecin toplumsallaşması ve sürecin şeffaflığı bizim açımızdan hayati bir önem taşıyor. Çok kritik bir değeri var.
Süreç şeffaf ilerlemeli ve toplumla paylaşılması gereken her şey ama her şey hiçbir şekilde gizlenmeden paylaşılmalı. Yani komisyonun bugüne kadar yaptığı tüm dinlemelerin tutanaklarına biz nereden ulaşıyoruz? Meclis'in internet sitesinden, TBMM'nin resmî internet sitesinden. O komisyona gelip orada görüşlerini, önerilerini anlatan herkesin anlatılarına ulaşabiliyoruz sevgili Türkiye halkları ve kimin ne önerdiğini görebiliyoruz. Yine komisyon başkanı Sayın Kurtulmuş'un açılış konuşmalarını canlı bir biçimde izleyebildiğimiz gibi, daha sonra komisyon tartışmalarını da açık bir biçimde bu tutanaklardan görebiliyoruz.
"TUTANAK, AÇIK BİR ŞEKİLDE KOMİSYONDA OKUNMALI"
Bizim parti olarak önerimiz neydi? Daha önce de bu öneriyi burada açıkça ifade ettik. Dedik ki: Üç katılımcının, yani Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi adına giden üç üyenin; İmralı Adası'na gidip Sayın Öcalan'la yaptıkları görüşmeye ilişkin üç katılımcının da imzaladığı tutanak, açık bir şekilde komisyonda okunmalı. Hiçbir şey gizli kalmamalı.
“Şöyle başlıklar istendi, böyle talepler yoktu, şu vardı bu yoktu” gibi tercümelere gerek yok. Dolaylı anlatıma gerek yok. Doğrudan anlatıcısı olanın mesajları kamuoyuna ve komisyona aktarılmalı. Komisyona aktarılan bu görüşler açık biçimde paylaşılmalı ve bunlara da isteyen herkes ulaşabilmelidir.
Buradan çağrımızı yeniliyoruz: Şu anda komisyon toplantı hâlinde. Ümit ederiz ki oradan çıkacak karar bu şekilde olur. Aksi takdirde bu kabul edilemez. Gizli saklı olmayan her şeyi kamuoyuyla paylaşmak gerekir. Bugüne kadar hiçbir şey gizli saklı yürütülmedi; gizli saklı olmasın, aracıya da gerek yok.
Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı'nın daha önce katıldığı komisyon toplantıları ne oldu? İstisnai bir şekilde kapalı yapıldı. Ama o toplantılarda konu dinleme değildi mesela, bilgilendirmeydi. Burada ise bir dinleme söz konusu. Ana aktörü Sayın Öcalan'ın, geldiğimiz aşamada tam da ikinci aşamaya geçişi sağlayabilecek görüşlerinin, o tutanağı imza atan üç katılımcının, heyette bulunan üç katılımcının imza koyduğu haliyle orada okunup aktarılmasını istiyoruz. Bu konuda da kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini söylüyoruz.
Yine biz daha önce burada ifade ettik, dedik ki: Tarihsel bir eşiğin kalbindeyiz, ikinci aşamaya geçişle ilgili… Yeri gelmişken bir daha söyleyelim: DEM Parti olarak tüm siyasi partilerin bundan sonra demokratikleşme için ortak çalışması gerekir. Eğer bu bir Türkiye meselesiyse ve öyle yaklaşıyorsak; toplumsallaşmasını istiyorsak, şeffaflık talep ediyorsak, adalet ve demokrasi talep ediyorsak ve toplumun bu konuda ihtiyacının büyüklüğü konusunda ortak bir mutabakatımız varsa –ki var– farklı siyasi partiler, farklı siyasi görüşler, farklı siyasi programlara, eğilimlere, ideolojilere sahip olabiliriz; ama Türkiye'nin tamamını ilgilendiren bu başlıklarla ilgili ortak bir tutum belirlememiz gerekir.
Ve bu ortak tutumu geri dönüşsüz bir biçimde belirlemek gerekir. Ne için? Adalet için, demokrasi için, eşit bir kardeşlik hukuku için. Bu geri dönüşsüz hâli nasıl ifade edebiliriz? Kararlılıkla, siyasi cesaretle ve iradeyle. Biz, bütün siyasi partilerin böyle yaklaşmasını ümit ediyoruz ve bu konuda da elimizden geleni fazlasıyla yapmaya hazır olduğumuzu ve yapmakta olduğumuzu yinelemek istiyoruz.
Çatışmalı sürecin, sevgili Türkiye halkları, sonlandırılması ve kalıcı bir biçimde nihayete erdirilmesi hepimizin ortak geleceği açısından en kritik konudur. Bu adımın gereği olan yasal düzenlemelerin gerçekleşmesi de toplumdaki en büyük beklenti olan demokratikleşmenin önünü açacaktır. Bu konuda kimsenin şüphesi yok. Yani çekimser, tutuk, tereddütlü değil; cesur ve kararlı bir yaklaşıma ihtiyaç var.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve komisyonla ilgili değerlendirmelerimizi şimdilik bu şekilde aktaracağız sizlere. Çünkü bundan sonrası, komisyonun raporla ilgili alacağı karardır. Yani yasal düzenlemelerle ilgili tavsiye niteliğinde bir hazırlık çıkmasını bekliyoruz oradan. Her siyasi parti kendi hazırlığını paylaşacak ve bu, ortak bir çalışmaya dönüşüp, bundan sonraki dönemde de Genel Kurul'un artık bu konuyla ilgili mesai yapması gerekecek. Hatta Meclis'teki tüm ilgili komisyonların; barış yasaları, demokratik entegrasyon yasaları, nasıl bir toplumsal bütünleşme, demokratikleşmenin önündeki engellerin kaldırılması, özgürlük yasaları gibi hukuki düzenlemeler için mesai yapması gerekiyor. Tüm siyasi partiler de bu konuda açık ve cesur bir biçimde pozisyon almalı.
ABDİ VE AHMED KONFERANSA KATILACAK MI?
Doğan, 6-7 Aralık'ta İstanbul'da düzenlenecek "Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı" hakkında konuştu.
Rojava Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Eş Başkanı İlham Ahmed'in de konferansa katılması durumuna ilişkin konuşan Doğan, "Uluslararası pek çok konuğun davetli olduğu bir konferans olacak bu. Bu, İlham Ahmed üzerinden tartışmaya açıldı. Gelecek mi gelmeyeck mi diye. Bu henüz netleşmedi. Ancak bizim DEM Parti olarak talebimiz İlham Ahmed'in bu konferansa katılması elbette. Sayın Ahmed tıpkı Duhok'ta bir konferansa katılabildiği gibi İstanbul'da da bir konferansa katılabilmeli. Biz hukuki enfel var denilerek ifade edilen durumu bir siyasi neden olduğunu gayet iyi biliyoruz. Yalnızca Sayın Ahmed'in değil, Sayın Mazlum Abdi'nin de gelmesi gerekir. Bugün en kalıcı en sahici yol diyalog. Temas kurmak, sorunlarımızı konuşarak çözmek. Beklentimiz, bu konuda engel olarak tarif edilenlerin aşılabilmesi. Bunların engel teşkil etmemesi. Dostluk ve yeniden konuşabilmek için hatta, temas için Sayın İlham Ahmed'i bu konferanta görebilmek."
MÜSAVAT DERVİŞOĞLU'NUN SÖZLERİNE 'YANIT'
Doğan, açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Doğan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nın kendisine yönelik "Hadsizliği, şımarıklığı, aymazlığı görüyor musunuz? Barzani, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir kentinde, ev sahibiymiş. Hadi oradan" sözlerine ilişkin soruya şöyle yanıt verdi:
"Doğrusu çok açık bir biçimde cevap vermeye değmez demek istiyorum çünkü saptırılan, çarpıtılan, ne maksatla söylendiği gayet net ve açık olan, üstelik ne söylendiğini görmek isteyenlerin erişebileceği bir açıklıkta ifadelerimiz son derece açık. Bir de kendilerine biraz tarih, biraz da sosyoloji okumalarını tavsiye ederim. Cevaba gerek olmadığını düşünüyorum."





