Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretlerinin ardından uçakta gazetecilere değerlendirmelerde bulundu. Ziyaretlerde savunma sanayii, ulaştırma, sağlık, yatırım ve müteahhitlik alanlarında görüşmeler yapıldığını belirtti.
Erdoğan, iki ülke ile gerçekleştirilen temaslara ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Suudi Arabistan bizim için savunma sanayii, ulaştırma, sağlık, yatırımlar ve müteahhitlik hizmetleri gibi alanlarda özel konuma sahip bir kardeş ülke. Mısır’la da ortak bildiri dahil toplam 8 metin imzaladık”
İRAN – ABD GERİLİMİ VE DİPLOMASİ MESAJI
Erdoğan, İran ile ABD arasındaki gerilimin çatışmaya dönüşmemesi için diplomatik temasların sürdüğünü belirtti. Bu kapsamda ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşmeler yapıldığını ifade etti.
Konuyla ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:
“Öncelikle Amerika ve İran arasındaki gerilimin bölgeyi yeni bir çatışmaya, kaosa sürüklemeden düşürülmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Onun için de biliyorsunuz ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmem oldu ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile hemen ertesi gün görüştüm.”
“İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile de İstanbul’da Dışişleri Bakanımla beraber üçlü bir görüşme yaptık. İşi sıcak tutuyoruz. İran’a askeri müdahaleye karşı olduğumuzu net şekilde ortaya koyduk ve bunu muhataplarımıza ilettik. Şu ana kadar tarafların diplomasiye alan açmak istediğini görüyorum. Bu olumlu bir gelişme olarak önümüzde duruyor.”
“Sorunların çözüm yolu çatışmalar değil, uzlaşma zemininde buluşmak ve müzakere etmektir. Süreç canlıdır ve kopmuş değildir. Zemin diyaloga ve diplomasiye hala açıktır. Alt düzeyde yapılacak görüşmelerde mesafe alınmasının ardından liderler seviyesinde müzakerenin de faydalı olacağını düşünüyorum. Askeri gerilim bu kadar artmışken müzakere masasının bir şekilde kurulacak olması da önemlidir.”
“Umarız sorunlar diyalog yoluyla çözülür ve bölgemizde yeni bir çatışma baş göstermez. Biz gerek lider diplomasisi gerek diğer düzeylerde yapılan görüşmeler yoluyla, müzakere zeminini kuvvetlendirmek için çalışacağız. Bu zemin ne kadar genişler, başka ülkeler de devreye girer mi göreceğiz.”
BÖLGESEL SAVAŞ UYARISI
Erdoğan, bölgede yeni bir çatışma ihtimaline karşı uyarılarda bulunarak barış ve diplomasi vurgusu yaptı:
“Çatışmaların, kanın, gözyaşının hakim olduğu bir coğrafyada ise kesinlikle herkes kaybeder. Bu nedenle hepimizin barışın tarafında yer alması, en akılcı seçenektir.”
“Artık, etrafımızı saran ateş çemberinden sıyrılmanın, yanan ateşleri söndürmenin, vakti çoktan gelmiştir. Sağduyu burada ortak paydadır. Bu meseleye sadece askeri pencereden bakmak, bölgeyi felakete götürür. Ateşi daha fazla harlamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemiz kana, gözyaşına, savaşlara doymuştur.”
“Artık, barışı ve huzuru konuşmayı, iş birliklerini artırmayı istiyoruz. Sorunlar her zaman olur; anlaşmazlıklar uluslararası ilişkilerin bir parçasıdır. Ancak diplomasi de bunun için vardır. Biz de barışçıl diplomasiyi güçlendirmek zorundayız. Bu, hem ülkemizin hem bölgemizin çıkarları için hayati önemdedir.”
GAZZE PLANI VE TÜRKİYE’NİN ROLÜ
Türkiye’nin Gazze barış planındaki rolüne ilişkin soruya Erdoğan şu yanıtı verdi:
“Türkiye, Gazze barış planının olması gerektiği gibi işletilmesi ve Gazze’de huzurun, istikrarın yeniden tesis edilmesi için etkin bir rol oynayacaktır. Biz, Gazze’de Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri onurlu bir geleceğe ve kalıcı bir barışa ulaşmasını istiyoruz. Barışı, kağıt üzerinde değil, sahada tesis etmekten yanayız”
SURİYE VE BÖLGESEL İSTİKRAR MESAJI
Erdoğan, Suriye’de istikrarın Türkiye açısından önemli olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“Suriye’nin kuzeyinde istikrarın ve huzurun tesisi, bizi doğrudan ilgilendiriyor. Komşumuzun tek devlet, tek ordu, tek Suriye anlayışı ile bütünleşmesi bizim en büyük arzumuzdur.”
“SDG” denilen yapının imzaladığı anlaşmalara uyması, Suriye’deki barış iklimini güçlendirecek ve kalıcı istikrarı kolaylaştıracaktır. Kimse, çatışmaları körüklemeyi, gerilimi tırmandırmayı, zamana oynamayı aklının ucundan bile geçirmemeli. Yanlış hesap bugüne kadar hem Şam’dan hem de Ankara’dan dönmüştür. Kuşkusuz yine dönecektir. Biz, tüm renkleriyle bir, bütün, güçlü, huzurlu bir Suriye’den yanayız.”
“Suriye’nin yanındayız. Kürt, Arap, Türkmen, Nusayri demeden herkesi muhabbetle kucaklıyoruz. Suriye halkı bizim dostumuz ve kardeşimizdir. Bizim sorunumuz terörledir. Ayrılıkçı emellerine ulaşmak için terörü bir yol ve yöntem olarak kullananlarladır.”
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’de yürütülen süreçle bağlantısına ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:
“Suriye’nin kuzeyindeki sorunun çözülmesiyle “Terörsüz Türkiye” sürecinin yükü de hafiflemiş oldu. Meclis’teki komisyon, ortak raporunu tekemmül ettirmek üzere. Temennimiz rapora, uzlaşının ve sürece dinamizm kazandıracak bir bakış açısının damga vurmasıdır.“Terörsüz Türkiye” hedefimiz, attığımız adımlarla terörsüz bölgeye doğru gidiyor ve inşallah her iki hedefe de suhuletle ulaşacağız.”





