Adalet için Hukukçular Derneği, Çağdaş Avukatlar Grubu, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir şubeleri, sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanan lise son sınıf öğrencisi 16 yaşındaki A.K. hakkında açıklama yaptı.

İzmir Barosu Tahir Elçi Salonu’nda düzenlenen açıklamaya öğrencinin ailesi, yakınları ve çok sayıda kişi katıldı.

“ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI GÖZETİLMELİ”

Toplantıda konuşan avukat Edhem Kuruş, sürecin adalet duygusu ve toplumsal güven açısından dikkatle yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Kuruş, "Herhangi bir kimlik, köken veya aidiyet algısının sürece yansımaması, adalet duygusunun ve toplumsal güvenin korunması bakımından hayati önemdedir. Bu mesele yalnızca bir yargılama değildir; bir çocuğun yaşamı, eğitimi ve geleceğiyle doğrudan ilgilidir. Çocukların korunması ve üstün yararının gözetilmesi hem hukukun hem de toplumun ortak sorumluluğudur. Çağrımız açıktır: Tutuklama kararının hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi ve çocuğun eğitimine devam edebilmesini sağlayacak şekilde özgürlüğüne kavuşması gerekmektedir. Çünkü burada tartışılan yalnızca bir dosya değil, bir çocuğun yarınlarıdır" dedi.

AİLEDEN TEPKİ

Öğrencinin babası Halit K., çocuğunun eğitim hayatından uzak kaldığını belirterek karara tepki gösterdi.

Baba Halit K., "Bir baba olarak soruyorum? Bu mudur adalet" diyerek şunları söyledi:

"16 yaşında bir öğrencinin hayatını, psikolojisini, eğitimini bu kadar kolay görmezden gelmek nasıl açıklanabilir? Sınavları var, geleceği var, hayalleri var. Ama bugün yalnız, korku içinde ve belirsizlik içinde tutuluyor. Bu sadece bizim ailemizin meselesi değil, bu ülkede çocukların nasıl korunduğunun meselesidir. Biz adalete karşı değiliz ama vicdansızlığa, ölçüsüzlüğe ve bir çocuğun hayatının bu kadar kolay karartılmasına karşıyız. Bir karar verilirken bir insanın, hele ki bir çocuğun hayatının nasıl etkileneceği düşünülmek zorundadır. Bugün içeride olan sadece benim kızım değil, bir öğrencinin geleceği, bir çocuğun umudu, bir ailenin yüreğidir. Buradan herkese sesleniyorum; bir çocuğun hayatı bu kadar kolay kırılmamalı, bir çocuğun geleceği bu kadar hızlı elinden alınmamalı. Yetkililere açık çağrımdır; bu yanlıştan dönülsün, bu karar yeniden değerlendirilsin. Bir çocuğun eğitimi, psikolojisi ve geleceği korunarak hareket edilsin. Çünkü içeride tutulan bir dosya değil, benim kızım, bir öğrenci, bir çocuk. Bugün sustuğumuz her an, yarın başka çocukların da karanlığa itilmesine ortak olmak demektir. Çünkü içeride tutulan yalnızca benim kızım değil, hepimizin vicdanıdır."

KURUMLARDAN HUKUKİ SÜREÇ VURGUSU

Kurumlar adına basın metnini okuyan Semra Akan ise tutuklama kararının çocuk adalet sistemi ve ifade özgürlüğü açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Akan, "Örgüt propagandası suçu, yıllardır ifade özgürlüğünü bastırmanın, muhalif düşünceyi kriminalize etmenin ve siyasal alanı daraltmanın bir aracı olarak kullanılmaktadır. Çocuklar dahi bu güvenlikçi yaklaşımın dışında tutulmamaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AHİM) göre, çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılması mutlak istisnadır. Buna rağmen, somut olayda çocuğun üstün yararı bütünüyle yok sayılmış; tutuklama, açık bir cezalandırma ve gözdağı aracına dönüştürülmüştür.

Bu tutuklama kararı, çocuğun eğitim hakkını, psikolojik bütünlüğünü ve geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Önümüzdeki günlerde sınavları bulunan bir çocuğun ceza infaz kurumunda tutulması, devletin koruma yükümlülüğünü terk ederek cezalandırmayı esas aldığını göstermektedir. Çocuk adalet sistemi, güvenlik politikalarının bir uzantısı haline getirilemez. Dosyasının takipçisi olduğumuzu; hukuka aykırı tutuklama kararının derhal kaldırılması ve çocuğun özgürlüğüne kavuşma için tüm kamusal mücadele yollarını kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Kaynak: MA